İnanılmaz güzellikte bir manzaraya uyanıyoruz. Capri ilerde görünüyor, Siren Kayalıkları karşımızda, sağda ise nefes kesici güzellikte Positano‘ya bakıyoruz. Güneş yeni doğmuş, hava sanki biraz puslu. Öyle güzel ki…

İlk işimiz halamızı ve Doğa ablamızı uyandırmak çünkü biz uyanmışken kimse uyuyamaz 🙂 

Guiseppe kahvaltı için ana yol üzerindeki Bar Del Sole‘yi önerdi. Tamam gidelim de nasıl inelim? Evden yukarı doğru biraz basamak çıkınca Praiano içerisinde dolaşan Shuttle durağı var ama şu ünlü merdivenler nasılmış diye merak ediyor ve yürüyelim diyoruz. 


O kadar da korkutucu değilmiş inmesi ama çıkmayı aklımızın ucundan bile geçirmiyoruz. Kahvaltı dediğime bakmayın kruvasan kahve. Bu Bar’a biz bayıldık, kruvasanları şahaneydi ve öyle kruvasanları Roma’da bile yiyemedik. Bizim üzerimizde bir Amalfi rehaveti bir de iştahımız açılmış ki sormayın. Bir tane daha bir tane daha derken bütün çikolatalıları bitirdik.


Önce Amalfi‘ye doğru gidelim diyoruz. Amalfi, Atrani, Ravello, Furore görmek istediğimiz yerler. Amalfi fotoğraflarında Furore‘yi mutlaka göreceksiniz ama Furore söylendiği gibi aslında olmayan köymüş! 


Manzara güzel ama denize de girmeyeceksek durduğumuz yerdeki kocaman limonlardan yiyip yolumuza devam edebiliriz. Limon, limon değil gerçekten meyve gibi yeniyor.
 
Atrani’de mutlaka arabanızı parketmeli denizin kenarından arkanızdaki sütunlara doğru bakmalı. Nasıl güzel…
 
Amalfi kıyısındaki yerleşim yerleri arasında Ravello biraz daha farklı, daha yüksekte ve denize kıyısı yok. Döne döne çıkıyoruz nasıl bir yerle karşılaşacağımızı bilmeden. Ravello ilk görüşte hayran bırakıyor kendine. Şansımıza tam da o anda İtalya maçı var ve küçücük sevimli meydanında bütün cafeler tıklım tıkış dolu. Tadını çıkaralım oturalım diyoruz ama içimizdeki merak bizi alt ediyor önce görmek istediğimiz iki önemli villa var. Birincisi Villa Rufolo. Buraya zaten hemen meydandan giriş yapıyorsunuz. Girişler ücretli 5 euro. Gezmeli misiniz? 


Zamanınız varsa evet ama Villa Rufolo bahçeleri, mimarisi, lavantaları ile çok güzel olsa da önceliğiniz kesinlikle Villa Cimbrone olsun. Hakan abi ve Doğa’yı ikna edemiyoruz onlar meydanda otururken biz Villa Cimbrone için yola koyuluyoruz. Buraya 2 farklı yoldan gidebiliyorsunuz, biri daha uzun ama basamak yok ve bebek arabasıyla daha rahat ama diğeri çok daha kısa. Biz giderken uzun olandan gittik. Yolu bile çok ama çok güzel. 


Burası ile ilgili söyleyebileceğim tek şey “yalnız adamlar çok fena iyi yaşamışlar”!! Bayıldık! O bahçeler, heykeller, manzara… Burası evse bizimki ne cümlesi işte burası için geçerli. Burası aynı zamanda otel olarak kullanılıyormuş ve özellikle aşağıdaki fotoğrafta görülen manzaralı bahçesinde yapılan nikahlar için tercih ediliyormuş.


Çok güzel gezdik ama meydana döndüğümüzde yorgunluktan bitmiştik. Maç da bitmiş ortalık sakinlemiş. Güneş etkisini kaybetmiş, güzel bir ışık vuruyor Ravello yamaçlarındaki limon bahçelerine. Güzel ülkem karışık, heryer patlamalar, terör saldırıları… Şehit haberleri geliyor birbiri ardına ve ben bakıyorum etraftaki insanların huzuruna… Özeniyor, kıskanıyor insan.
 
 

Adoş yorulmuş, mışıl mışıl uyurken birer aperatif içiyoruz. Yemek için Amalfi’ye gideceğiz. Aslında Amalfi geride kaldı ama biz içerisinden geçerken tur otobüsleri vs o kadar kalabalıktı ki onu dönüşe bıraktık. Gidince anlıyoruz ki doğru kararmış çünkü yer bulamazsınız dedikleri park yeri bomboş. Deniz kenarındaki bu park alanında Capri için de feribot biletleri satan farklı firmalar var. Biletinizi oradan da alabilirsiniz ama Amalfi‘den kalkan tekne önce Positano‘ya gidiyor oradan Capri için hareket ediyor. Bizim için Positano‘dan binmek daha mantıklı çünkü Praiano Positano‘ya daha yakın. Buradaki tek risk Positano Limanı çok küçük ve deniz çok dalgalı olduğunda feribot Positano‘ya uğramıyor. Yani sabah Positano‘dan binip akşam Amalfi‘ye inmeniz bile olası. Biz bu riski göze aldık.


Amalfi Katedrali göz alıcı, merdivenleri görkemli. Meydanın güzelliğine kendimizi kaptırmışken çok yaşlı, pek tatlı bir amca Ada ile ilgilenince bizden fırsattan istifade buralarda güzel yemek nerelerde yenir diye soruyoruz. Katedralin hemen karşısındaki dar koridoru gösteriyor içeride güzel restoranlar var diyor. Koridor sizi küçük bir meydana çıkartacak. 3 tane farklı restoran var biz ilkine oturuyoruz. Etrafta genel olarak Amalfi halkı var. Yanıbaşımızdaki meyveciden meyve alanlar, geleneksel bir peynircinin önünde sohbet ediyorlar, markettten elleri kolları dolu dolu çıkıyorlar biz de oturmuş keyifle meydanı izliyoruz. Elif ablanın canı karides isteyince hemen köşebaşındaki deniz ürünleri satan yerden 2 porsiyon karides alıyor Hakan abi ama uyarayım porsiyon çok, çok lezzetli hatta nefis ama hiçbir şekilde ayıklanmamış. Neyse makarnamızı, lazanyamızı, karideslerimizi yiyor şarabımızı içiyor meydana çıkıyoruz. 


Hayaller aheste aheste Katedrale karşı kahve içmek hayatlar Adoş’un peşinde o basamakları 800 kez inip çıkmak 🙂 Yukarıdaki fotoğrafta biz Ada ile merdivenlerdeyiz, aşağıdaki cafede de Elif ablalar. Hayat böyle çok güzel!


Eve döndüğümüzde ertesi gün yapacağımız Capri gezimizin heyecanı içerisindeyiz. Işıl ışıl Positano‘ya karşı balkon keyfi yapıp uyuyoruz…
 






    

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here