SAKIZ ADASI GEZİ NOTLARI – 2. GÜN

0
87
İlk günün sonunda Mesta’nın 2 kapısından birinden içeri doğru giriyoruz.




Ada’da şimdiye kadar gördüğümüz yerler arasında açık ara öne çıkıyor ve bizi mest ediyor Mesta…





Meydan’ın oradan buradan fotoğraflarını çekerken acaba nerede yemek yesek diye düşünüyoruz ve birden gözümüze otelimizin küçük tabelası çarpıyor. Merkezi olduğunu biliyorduk ama meydanda olduğunu bilmiyorduk. 



Tasos bizi odamıza çıkartıyor ve oh laa laaa! Çok güzel… Avlusu, önündeki masası, banyosu, 2. katı, tasarım harikası mutfağı, çok yüksek tavanları olan oda çıkmak istemeyeceğiniz kadar güzel. 



Çıkmayalım tamam da açız çok fazla. Tasos da iyi hoş çocuk ama öyle bir anlatıyor ki sanki odayı alacağız 🙂 



Odaya yerleşip meydana atıyoruz kendimizi. Güzel bir yemeği hakettik. Meydanda birden fazla mekan var ama en geleneksel ve sevimli görünen yer olan Mesaionas Taverna‘nın menüsüne bakınca tamam diyoruz aradığımız yer burası. Arka sokaklarda bir de Irıne’s var, çok da güzel ama kapalı mekan ve gittiğimiz saatte bomboştu bize çekici gelmedi. 
 
Mesaionas Taverna‘nın oldukça lokal bir havası var. Zaten yemekleri anne yapıyor kızı yeğenleri servis ediyor. Önden gelen çorbayı normalde hayatta içmem çünkü içerisinde bildiğiniz çırpılmış yumurta var ama açım 🙂 ve tadı çok güzel, hatta Ada severek içti. 



Bu çorba gelen herkese ikram ediliyor. Sonra menüden beğendiğimiz merak ettiğimiz herşeyden istiyoruz. Biftekli makarna, karides, ahtapot, yunan salatası, enginar, mücver tabağı, birkaç tane meze, bir kadeh şarap, bir bira, 2 kahve için ödediğimiz rakam 25 euro. Şaka gibi değil mi? Yaş fıstıktan yapılmış olan nefis tatlı ve incirden yapılan özel bir içki olan mis kokulu souma da ikramları. Yediğimiz herşey çok lezzetliydi ama giderseniz kesinlikle mücver tabağını atlamayın. Bu gezimizde her öğünde Greek Salad yedik. Bu arada Yunan Salatası yani Greek Salad denen salata aslında çok basit bir şekilde hazırlanıyor. Doğranmış domates salatalık üzerine Feta dedikleri ve bizim beyaz peynire benzeyen ama bence daha lezzetli olan peynirden büyük bir kare şeklinde kesilip konuluyor. Üzerine de biraz kapari serpilince oluyor size Greek Salad. 
 
Ertesi gün deniz günü yapalım isterdik ama ne yazık ki hava hiç beklediğimiz gibi değildi. 





O yüzden biraz Mesta sokaklarında gezdik, kahvaltıyı öğle yemeği ile birleştirdik, kahve keyfi yaptık öyle düştük yollara.



Gittiğimiz ilk plaj Chios‘un en güzeli denilen Agia Dynami plajına gidiyoruz. Şansımıza tam buraya gelmişken güneş yüzünü gösteriyor, gökyüzü ışıl ışıl ve denizin rengi anlatamayacağım kadar güzel. 





Beni burada şaşkınlığa düşüren ise en güzel plajı olarak duyduğumuz yerde ne bir tesis var ne de 2 şezlong. Zaten böyle daha güzel. Hele ki deniz tatili yapacaksanız burayı görmeden denize girmeden dönmeyin, biz bayıldık. Ayrıca demem o ki Sakız Adası’nda bazı plajlarda her imkan varken bazıları burası gibi ıssız. Bagajınıza 2 sandalye, çantanıza içecek yiyecek de koyup gezmek akıllıca olabilir.




Plajın hemen yanıbaşında da bir küçük kilise var. Manzarasının güzelliği?



Oradan ayrılıyor ve çok merak ettiğimiz, volkanik siyah taşları ile ünlü Mavra Volia. Burada aslında beklediğimiz taşlardan dolayı koyu renk ama çok berrak bir deniz ama o nasıl bir dalga anlatamam 🙂 





Bırakın denizi fotoğraflarda gördüğünüz gibi Ada’nın üzerinde kışlık yelek vardı. Herşeye rağmen çok güzel. Oturduk denizi izledik, dalgalara yaklaştık serinliğini hissettik, taşlara dokunduk, dayanamadık hatta biraz eve de getirdik. Burada da herhangi bir tesis yok ama nerdeyse içiçe olan bir liman köyü Emporios koyunda restoranlar falan var. 
 
Mavra Volia‘da ayrılıyor ve Chios‘daki son durağımız olan ve Komi’ye gidiyoruz. İşte burası yiyip içebileceğiniz mekanların, şezlongların olduğu, kumlu bir plaj. Denizi izleyerek keyif yapmak için ideal bir yer diyebilirim. Mavra Volia‘daki kadar rüzgar olmadığı için bir kendimize geliyor, karnımızı doyuruyor, Fresh Chios Beer’larımızı yudumluyoruz. Adoş biraz kumda biraz denizin kıyısında oynuyor.
 
Peki Ada bu arada neler yiyor derseniz benim bu minnok kız tatilde herşeyi çok zor yiyor. Mutfaklı yerlerde genelde çorba mutlaka yapıyorum ama bu sefer yapamadım ne yazık ki. Yani bu kadar gezmeye düzeniniz bozulmuyor mu ne cesaret diyenlere evet bozuluyor. Ada hala emdiği için belki biraz da ona güveniyor ve yemiyor. Uyku ise çok değişmiyor çünkü bebek arabasında yada arabada biryerlere giderken uyuyabiliyor. Hatta en güzeli sahilde uyuması 🙂
 
Sakız Adası tatilimiz böyle geçti. Ah pardon nasıl mı döndük? Dediğim gibi Mesta‘da kaldık. Yaklaşık 35-40 uzaklıkta. Sabah 9’da feribotumuz kalktığı için erkenden otelden çıktık. Çıktık çıkmasına ama Mesta‘dan bir türlü çıkamadık. 



Şaka değil gerçek. Mesta bu köyler arasında en labirent olan ve sadece 2 kapısı var. Biz geç kaldık diye stres oldukça ve Emrahla farklı yönleri gösterdikçe dolaştık durduk. Tam 35 dk sürdü köyden çıkıp arabamızı bulmamız 🙂
 
Özet olarak toplamda yol, 2 gece konaklama, araba kiralama, yeme, içme 1000 tl gibi bir rakama maloldu bize üstelik de hiç cimrrilik yapmadık. Çok ama çok sevdik Sakız Adası‘nı ve kesinlikle bu kadar yakın olan bu güzel Yunan Adası’nı görmenizi tavsiye ederim.
 

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here