Amalfi Kıyıları‘nı görme zamanı geldi! Öyle ya denize bakan limon bahçeleri, nefis manzaraları, daracık sokakları ile ünlü olan bu bölgeyi görmek yıllardır aklımızda.
İlk kez 2 aile çıkıyoruz yola. Bu bizim için farklı, çok alışmışız başbaşa ve tabi Adoşla tatillere ve tatilin sonunda anlıyoruz ki ne kadar kalabalık o kadar iyi çünkü mesela yıldönümümüzde akşam Roma‘da Ada’yı halasına bırakıp rahat rahat sokaklarda dolaştık, yada evde hazırlanmak bile Ada ile ilgilenecek çok kişi olunca daha rahat oldu.

Rotamız şöyle; Ankara-İstanbul-Roma-Napoli-Amalfi-Capri-Napoli-Roma-İstanbul-Ankara. İlk gün Roma‘da kalmayacak, doğruca Amalfi’ye gideceğiz. Yorucu görünüyor değil mi? Gerçekten de yorucu oldu ama göründüğü kadar değil.

İstanbul uçağımız 9.50’de kalkıyor. Hakan abi havaalanına erken gitmekte ısrarcı, biz de her zaman olduğu gibi ağırdan alıyoruz. 8.30’da Esenboğa Havaalanı’ndayız ve bizi görmelisiniz söylenmeler, mızmızlanmalar, Hakan abiye takılmalar, ilk kez böyle rahat rahat geldik, bari bir kahve içelim diyoruz. Hakan abi önce check in yapalım diyor ve o da ne! Onlar evet 9.50 uçağındalar ama biz o uçakta yokuz! Biz hepbirlikte aynı uçaktayız zannediyoruz ama Emrah bizim biletlerimizi alırken 9.05 uçağına almış ve saat 8.50. Bayan diyor ki “mümkün değil yetişemezsiniz, zaten bagajlar gitti”. Olsun diyoruz koşarız 🙂 Zaten sırt çantalarımız vardı ve başladık koşmaya. Bu bizim için bir klasik, havaalanında koşmazsak rahat edemiyoruz. 


Neyse böyle bir maceranın sonunda İstanbul-Roma uçuşu için Sabiha Gökçen’de ekibin kalanıyla buluşuyor ve Hakan Abi’ye bizi havaalanına erken getirdiği için teşekkür ediyoruz.

Saat 14 gibi Roma‘dayız, Napoli trenimiz ise 16.05’de Roma‘nın merkez istasyonu olan Termini Tren İstasyonu‘ndan kalkıyor. Roma Fiumicino Havaalanı inanılmaz kalabalık. Hele Esenboğa’nın ferahından sonra nasıl kaos geldi, o pasaport kuyruğu yüzünden insan tatilden vazgeçer, insaf!! Hadi o bitti bu sefer de nereden çıkacağız, Leonardo Express nerede, taksiyle mi gitsek, oo saat kaç olmuş derken biz ancak 15.22 Leonardo Express‘ine yetiştik. Bu tren havaalanının içinden kalkıyor ve doğrudan Termini’ye gidiyor. Yol tam 35 dk sürüyor ve kişi başı 14 euro. Aslında İtalya genelindeki tren bileti ücretlerine bakılınca böyle kısa bir mesafe için oldukça pahalı ama sanırım Termini‘ye gitmek için en rahat yol. 

Şimdi burada bir aç parantez yapıyorum ve diyorum ki bir önceki Milano tatilimizden sonra gelen trafik cezaları gözümüzü o kadar korkutmuştu ki araç kiralamayı Napoli‘den yapalım, hatta yapmayalım, yapacaksak da az gün kiralayalım diye karar verdik. Bence siz böyle bir rota kullanacaksanız Roma Havaalanı‘ndan alın aracınızı ve yine oraya bırakın. Hem daha ekonomik olacaktır hem de daha rahat.

Terminalde tren peronları yanyana bunlara “binario” deniyor. Elektronik tabelalardan treninizin peronunu görebiliyorsunuz. Peronumuzun hangisi olduğunu bulup başlıyoruz yine koşmaya. Termini’de ortalıkta koşturan o 5 kişi + bebek evet bizdik 🙂 Genelde hep trenler falan rotar yapar ya ben buna İtalya’daki hızlı trenlerde çok az rastladım. Yani 16.05’de hareket etmesini bekleriz ama bizim tren şansımıza biraz geç kalktı.


Tren biletlerini yine www.trenitalia.com dan aldık. Tren hem hızlı hem de çok konforlu. 1 saatte Napoli‘de oluyor. 


Arabamızı kiralayalım sonra da güzel bir pizza yiyelim diyoruz. Tren istasyonunun içinden çıkınca Hertz, Sixt, Europcar, Garibaldi Meydanı‘na çıkınca ise Budget, Avis firmaları var. Var olmasına var da hiçbirinde araba yok!! Neden daha önce internet rezervasyonu yapmadık onu hiç sormayın. Europcar’da bir arabadan haber bekliyoruz ve işte bu! Fiat 500L bizim oluyor. Full sigortalı 3 günlüğüne 260 euro ödedik. Bize çok yardımcı olan yetkili bayan diyor ki “sakın sakın sakın arabayı aldıktan sonra Napoli içerisinde herhangi bir yerde durup (yemek falan için) arabayı sokakta bırakmayın. Çalarlar!! Buna lütfen önem verin”. Zaten araba kiralama şirketlerini gezerken polisler bizi durdurup “çantanızı lütfen ön tarafa takın” dediğinde Napoli’ye notumuzu veriyoruz. Tren Garı içerisinde dünyanın en lezzetsiz lazanyasını ve pizzasını yiyor, arabamıza atlıyor ve düşüyoruz yollara. Tabelalarda Amalfi, Positano falan gördükçe biz de bir heyecan bir mutluluk sormayın 🙂

Amalfi’ye Nasıl Gidilir?

Amalfi Kıyıları (Costiera Amalfitana) dediğimiz bölge Sorrento‘dan başlıyor Amalfi‘ye kadar uzanıyor.

“Talented Mr. Ripley” filmini izlediniz mi? İzlemediyseniz de gitmeden izleyin çünkü filmde Jude Law’ın İtalya‘da yaşadığı muhteşem yer işte Amalfi. Bence bu sahil şeridinin en önemli noktası ise yine filmlere konu olmuş (Under The Tuscan Sun) Positano. Bizim kalacağımız yer Praiano ise Positano‘dan hemen 6 km sonra.

Eğer araba kiralamayı düşünmüyorsanız Napoli‘den Sorrento‘ya giden Circumvesuvianatren‘i var ama bu tren yaşanan hırsızlıklarla ilgili o kadar ünlü ki biz çoluk çocuk cesaret edemedik. Sorrento‘dan da SITA otobüslerine bindiğinizde Amalfi‘ye kadar gidebiliyorsunuz. Yol çok dar ve tabi ki özellikle Positano civarında trafik yoğun. Otobüsler de bir o kadar kalabalık. Valizler ve bebekle çok rahat bir yolculuk olmayabilir. Sorrento‘dan Amalfi kasabalarına uğrayan tekneler kalkıyor. Otobüsten daha keyifli olacağı kesin. Diğer bir seçenek Roma‘dan doğrudan Salerno‘ya trenle gelmek. Buradan da yine otobüs veya tekne ile kalacağınız yere ulaşabilirsiniz.

Amalfi’de Nerede Kalınır?

Kalacağımız yeri www.airbnb.com dan ayarladık. Daha önce sebeplerini anlatmıştım, bizim için daha iyisini bulana kadar en iyi konaklama yolu artık bu internet sayfası. Bir de kalabalıksanız ev kiralamak hem çok konforlu hem de çok daha ekonomik oluyor. Guiseppe’nin, telefonda bir türlü buluşma yeri konusunda anlaşamadığımız için motorundan daha inmeden bizi azarlamasını görmeliydiniz. “Hotel diyorum, bu internasyonel bir kelime, hotel hotel hotel” diye söylenip duruyor. 🙂

PS : Fotoğraflar Airbnb’den alıntıdır.

12 saat süren yolculuğun sonunda evimize giriyoruz.  Öyle güzel ki… Tertemiz, ferah, mis gibi. 2 banyosu olması 2 aile için de büyük rahatlık. 


Evimizin manzarasını ben anlatmayım bakınız alttaki fotoğraf. 

İşte bu eve 5 kişi 3 gece toplamda 2000 TL ödedik. Amalfi Kıyısı‘nda bu ayarda bir otelin fiyatları çok uçuk emin olabilirsiniz.
Guiseppe, yan dairede kalan ev sahibimiz Marco ve Marco’nun eşi ev ve bölge ile ilgili birşeyler anlatıyorlar. Bayılıyorum bu İtalyanların konuşma merakına, keyifli sohbetlerine ve italyanca konuşup anlamanızı beklemelerine. 
Garibaldi İstasyonu‘nda yediğimiz yemek öyle kötüydü ki hepimiz çok açız. Guiseppe yakınlardaki Trattoria’dan pizza istiyor, Marco’nun eşi ise Ada için makarna ve parmesan getiriyor. Evimizin balkonunda ışıl ışıl Positano‘ya doğru şarabımızı yudumlarken bu kadar yola ve yorgunluğa kesinlikle değdi diyoruz.
Hayat gerçekten de gezince daha güzel…



LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here