Erkenden kalkıyor ve kahvaltı için dışarı çıkıyoruz. Açıkçası Ada’ya bu ara yemek yedirmek o kadar zor ki canı istemiyorsa ağzını sıkı sıkı kapatıyor o yüzden burada ne yedireceğimi hiç bilmiyordum ve ta taaammm. Tamam örnek aile değiliz ama o kruvasanı ağzına burnuna bulaştıra bulaştıra yedi ya dünyalar benim oldu 🙂

Bu sefer merkeze de arabayla inelim diyoruz, pişman da olmuyoruz. Duomo‘ya mümkün olan en yakın yere park ediyoruz. Milano’da park yerleriyle ilgili de bilgi vereyim. Yol kenarlarında mavi ve sarı park alanları göreceksiniz. Bunlardan sarılar özel karta sahip olan Milano’lular için ayrılmış. Daha az miktardaki mavi olanlara park ediyorsunuz ve etraftaki bir park matikten ne kadar süre kalacaksanız o kadarlık kartınızı bastırıp camınızın önüne koyuyorsunuz. Fiyatlar değişiyor ama genel olarak saati 1.5-3 euro arasında.

Önce tabi ki Duomo di Milano. Eskiden Katedrale giriş ücretsizdi ama artık ücretli (2 euro). Eğer bebekliyseniz şanslısınız hiç sıra beklemeden sizi bilet gişesine yönlendiriyorlar. Duomo‘yu sindire sindire gezip, tepesine çıkıp birkaç fotoğraf çektikten sonra iniyoruz meydana. Duomo yazısı için tık tık !

Gönlümüzden geçen meydanda oturup kahve içmek, bayılırız şehir meydanlarında oturup kahve keyfi yapmaya etrafta koşuşturan insanları izlemeye. Ne yazık ki hava bunun için oldukça soğuk ve zaten Ada pati pati yürüyor ve kahve keyifleri yemek yemeler falan çok da kolay olmuyor. Genelde sırayla masalar arasında dolaşan bir ponçik kızın arkasını topluyoruz 🙂

Merdivenlerde durup şöyle bir bakıyoruz… Öyle güzel ki.. Kocaman bir çam ağacı koymuşlar meydana, hemen yan tarafta Chirstmas Markette renk renk şekerler, yiyecekler, hediyelikler.. Arkanızda Duomo tam karşıya baktığınızda gördüğünüz cadde Via Torino. Oldukça işlek kıpır kıpır olan caddede pek çok ünlü markanın da mağazası var. Cadde üzerindeki  Billa sizi kesinlikle yoldan çıkarmaya aday. Peynirler, şaraplar, makarnalar…

Bugün bizim son günümüz ve ilk gün planında olan pek çok durak bugüne kaldı. Hadi o zaman! Elbette Duomo’dan sonra gezilecek yer Galleria Vittorio Emanuele II. 1867’de açılan  galeriye adını veren Vittorio Emanuele İtalya’nın ilk kralı. Galeri, Piazza del Duomo ve birazdan bahsedeceğim La Scala‘yı birbirine bağlıyor ve dünyanın en eski alışveriş merkezlerinden biri.  Yüksek cam tavanı ve tarihi binası ile gerçek bir mimari eser… Kim demiş Milano‘da görecek birşey yok diye? Burası bile başlıbaşına bir Milano gezisi sebebi olabilir. Prada’nın ilk mağazası 1913’de burada açılmış ve mağaza hala o eski dokuyu koruyor.

Gördüğünüz gibi sağım solum önüm arkam her yer çam ağacı. Galerinin ortasındaki Swarovski taşlarla süslü ağaç ışıl ışıl… 

Galleria Vittorio Emanuele‘nin meydana açılan kapısından girdiniz, tam karşısındaki kapısından çıktığınızda küçük bir meydan olan Piazza Della Scala‘da buluyorsunuz kendinizi. 1778 yılında açılan ünlü opera binası Teatro alla Scala burada. Binanın dışı sizi cezbetmese de içerisi fotoğraflardan gördüğümüz kadarıyla inanılmaz görkemli.
Ada yanımızda olmasaydı bir akşam burada bir gösteri izlemeyi çok isterdik dedik ama Cinderella biletlerinin 300 eurodan başladığını görünce hemen lafımızı yuttuk 🙂 Aslında aynı günün akşamında yine buradan geçerken ben de girebiliriz diye düşündüm en azından içeriyi görelim diye çünkü bilet kontrolü yapmıyorlardı. Gelin görün ki benim dürüst sevgilim biz şöyle bir içeri bakabilir miyiz diye sorunca tabi ki de hayır dediler. Yani hiçbirşey söylemeden girmeyi deneyebilirsiniz belki 🙂

Yine bu meydanda bulunan Palazzo Marino‘da Rubens sergisi vardı. Sergi ücretsiz ve bırakın 1 yaşındaki bebeği köpeğinizle bile gezebiliyorsunuz. Bilmem Türkiye’de mümkün mü? Burayı gezenlere de yan taraftaki Gallerie d’italia‘da sergilenen Hayez’in en ünlü tablolarından biri olan il bacio‘nun 3 versiyonu için indirim kartı veriyorlar. Aslında Hayez eserlerinin rönesans şaheserleriyle dolu Pinacoteca Di Brera‘da olduğunu zannediyordum, burada karşımıza çıkınca görmeden geçemedik. Bilet 10 euro biz indirim kartıyla 2 bileti 10 euroya almış olduk.
 

 

Hava soğuk ama göreceğimiz bir dolu yer var. İşte tam da bu noktada araba bizi yavaşlatan unsur oluyor. Neden mi? Çünkü arabamız için 2 saatlik ücret ödedik ve çoktan o 2 saat geçti. Şimdi dönüp arabamızı almalı ve öyle devam etmeliyiz. Gelin görün ki biz arabamızı bulamıyoruz. Aslında çok merkezi bir yere park etmiştik ama “e şu sokaktan girelim nasıl olsa aynı yere çıkar” diyince hiç de düşündüğümüz gibi olmuyor ve kayboluyoruz. Sanki 40 yıllık Milanoluyuz, bildiğin yoldan gitsene derler adama 🙂 Arabamızı alıyor ve bir kahve molası için Pasticceria Marchesi’ye doğru gidiyoruz. Şehrin bu kadar merkezinde araba çılgınlık! Duomo’dan yürüyerek 5 dk da ulaşacağınız yere biz 1 saatte gittik. Burayı da Milano’da Yeme&İçme bölümünde anlattım. Elimizde nefis tarçınlı kurabiyelerimiz düşüyoruz sokaklara. Hemen yakınımızdaki Castello Sforzesco (Sforza Kalesi) ve Parco Sempione‘yi gezelim önce. 15. yüzyıl sonunda Milano dükü Francesco Sforza tarafından inşa ettirilmiş olan kale aynı zamanda Castello di Milano olarak da geçiyor. Oldukça geniş bir alan. İçerisinde müzeler, sanat galerileri ve çeşitli organizasyonların yapıldığı salonlar bulunuyor.  Kale uzun süre İtalyan ordusu tarafından kışla olarak kullanılmış ve bu nedenle de aslında dominant soğuk bir simge olarak görülüyor. Kalenin sanırım en önemli kısmı Michelangelo’nun tamamlayamadığı son eseri olan Pietà Rondanini. Eser kale içindeki Museo Pietà Rondanini‘de bulunuyor ve bilet fiyatı 8 euro.

Kalede tarihe doyduktan sonra hemen arkasındaki Parco Sempione‘de Milano‘da olmanın, doğanın, şanslıysanız güneşin tadını çıkartın. Parco Sempione‘ye kalenin içinden geçerek ulaşabiliyorsunuz. Park Sforza Kalesi ve Arco della Pace (Barış Kemeri) bahçeleri ile bitişik. Arco della Pace 1800’lü yılların başında Napolyon‘un Milano‘ya gelişi şerefine dikilmiş. Mimar Emilio Alemagna parkı bu önemli yapıları kapsayan panoromik manzaralar sunacak şekilde tasarlanmış. Parco Sempione‘nin üçüncü belirgin anıtı olan ve 1933 yılında inşa edilen Palazzo dell’Arte (Sanat Sarayı) Triennale di Milano‘ya ev sahipliği yapıyor. 

Görmek istediğimiz diğer bir bölge BreraBrera aslında şehrin en yaşanılabilir, en sanat kokan, en keyifli bölgelerinden biri. Brera‘nın keyifli sokaklarında yürüdük, Piazzetta di Brera‘daki Francesco Hayez heykeli ile fotoğraf çektik, Pinacoteca di Brera‘ya girdik, sanat kokan avludaki rönesans eserlerine hayran kaldık. 

Yemek yemek için Via Ancona‘daki Osteria Stendhal‘ı tercih ettik. Bir gün önceki Trattoria Toscana ile karşılaştırılamaz derecede güzeldi! Biftek, Ravioli, Ada için Spagetti istedik ve şarap içtik. Nefisti.. Çok ucuz değil ama çok pahalı da değil. Bu arada İtalyanlar 21.00 gibi yemek yiyorlar yani bizim yemek saatimiz olan 19.30-20 onlar için çok erken dolayısıyla da gittiğimiz restorantlar hep boş oluyordu ve açıkçası bu bizim tercih edeceğimiz birşey çünkü Ada’yı tutabilene aşkolsun 🙂

Yemek sonrası birşeyler içelim ama nerede içelim derken internette görüp, çok beğendiğimiz Fioraio Bianchi geliyor aklımıza. Burası Milano‘nun kalbinde Fransız tarzı, çiçeklerle bezenmiş bir cafe. Yani zaten çok yakın olduğu için görün ama internette göründüğü kadar etkilemedi bizi ve içeri girmedik.

Aslında bu noktada evimize dönebilirdik ama haritamıza baktık ve Via Brera‘nın doğruca Duomo‘ya çıktığını gördük. Hava kararınca güzel olmaz mı hiç Duomo, görmeyelim mi dedik ve başladık yürümeye. Ada sıkılmasın diye hoplaya zıplaya gittik ve iyi ki de öyle yapmışız. Bu meydanı akşam görmeden dönmeyin şehirden.Güzeller güzeli meydanda Ada ile kovalamaca, dööönnn dööönnn oynadıktan sonra Milano’da Yeme&İçme yazımda bahsettiğim Il Mercato del Duomo’da birer kadeh şarap içiyoruz. Huzur, mutluluk… Biraz hüzün.. Yarın dönüyoruz..

1 COMMENT

  1. Seo Eğitim Zirvesi – Türkiyenin En iyi Eğitmenlerinden Eğitim Alma Fırsatı
    Seo Akademi Seo Eğitim Zirvesi 24 Oturum Alanında Ünlü 16 Eğitmen % 100 Ögrenme Garantisi Biletler Tükenmeden Seo Zirvesindeki Yerinizi Hemen Ayırtın.
    http://www.seoegitimzirvesi.com/
    ‪#‎seozirvesi‬ ‪#‎seoeğitimzirvesi‬ ‪#‎seosemineri‬

  2. Sinema Akademi Oyunculuk Diksiyon Spikerlik- Sunuculuk Kursu
    Sinema Akademi Türkiye’nin en çok tercih edilen oyunculuk, diksiyon, spikerlik-sunuculuk, seslendirme, kısa film kursu,alanında uzman eğitmenler, uluslararası eğitim standardı,öğrenme garantisi
    http://www.sinemaakademi.com.tr/
    #sinema #sinemaakademi #diksiyonkursu

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here