Daha önce yaptığımız İtalya turunda Milano‘ya inmiş ama bu şehri gezmeden Venedik‘e geçmiştik. Yine bir akşam Emrahla ya niye gezmedik ki Milano‘yu derken aahh dedim tamam, hemen bir sürpriz tatil ayarlıyorum. Böylelikle doğumgünü hediyesini de aradan çıkarmış olurum 🙂
 
Biletler tamam, kalacak yer ok, sıra geldi sürprizi söylemeye. Aslında yola çıkmaya 3 gün kala söylemeyi planlıyordum ama benim gibi ağzında bakla ıslanmayan biri için 3 gün bile söylemeden durabilmek başarı oldu ve söyledim.

Seyahat planımızdan 1 hafta önce THY’den aradılar ve dönüş uçağımızın iptal olduğunu, ancak Atatürk Havalimanı’na uçuş ayarlanabileceğini söylediler. Yani gidiş dönüş SAW olan uçuşumuz değişti. Planlarımızda ufak bir aksama olduysa da çözüme kavuştu hatta belki daha da iyi oldu çünkü Milano’ya yaklaşık 6 saat önce inmiş olduk.

O gün geldi çattı ve cumartesi sabah 06.30’da havaalanındayız.



Hava soğuk, umalım da Milano bu kadar soğuk olmasın diyor ve biniyoruz uçağa. Milano‘da 3 havaalanı var, Malpensa, Linate, Bergamo. Bunlardan Linate en merkezi konumda olan. Bergamo‘da en uzak olan ve Pegasus genelde oraya iniyor. Biz Malpensa‘ya indik. Daha önceki gelişlerimizde biz de bu shuttleları kullanmıştık ama bu sefer havaalanın’dan araç kiralamayı tercih ettik. Neden mi? Çünkü zaten 1 gün mutlaka araba kiralayıp Verona ve Bergamo‘yu gezecektik ve fiyatlara baktığımızda 3 gün hatta aracı teslim alma ve bırakma saatlerimiz farklı olduğu için yaklaşık 3,5 gün fiyatının daha mantıklı (45 euro) olduğunu görünce dayanamadık. Biz gerekli evrakları vs doldururken bir de baktık kızımız bir çinli arkadaş edinmiş 🙂

Arabamızı alıyor ve düşüyoruz Milano yollarına. Şimdi burada bir aç parantez yapıyorum, Milano İtalya tatili planlayanların önceliği olan bir şehir değil. Genelde alışveriş için tercih ediliyor. Biz planımıza koymadık ama etrafında gerçekten de çok güzel outlet merkezleri var. Pek çok blogda Milano hakkında kötü yorumlar da okumuş olabilirsiniz ama bu şehir ile ilgili önyargılı olmamaya çalışın. Evet bir Roma değil, Floransa ile uzaktan yakından ilgisi yok ama o kadar da gri değil… 

 
Genelde otellerimizi ayarlamadan önce booking.com da araştırdığımızı söylemiştim. Son zamanlarda aklıma daha çok yatan internet sayfası airbnb.com. Yine önce booking.com’a baktım ama açıkçası fiyat olarak uygun olan oteller standart 3 yıldızlı avrupa otelleri ve hiç iç açıcı değildi. Yeri gelmişken bir de airbnb’ye bakayım dedim iyi ki de bakmışım. Merkeze yakın, inanılmaz tatlı bir evi çok da düşünmeden ayarladım. airbnb’nin en büyük artısı, daha çok tercih edilmesi için insanların evlerin bakımına, temizliğine çok önem veriyor olması. Çoğu yenilenmiş pırıl pırıl evler..  İnternetimizin olmamasından dolayı Milano yollarında kaybolduğumuz için tahminimizden biraz geç ulaşıyoruz evimize. Ev gerçekten de fotoğraflarındaki gibi, çok güzel. Silvia’dan anahtarımızı teslim alıyoruz ve biraz dinlenip çıkıyoruz dışarı çünkü Lisa’ya saat 14.00 gibi Duomo’nun önünde oluruz dedim ve saat çoktan geçti. İşte kritik hatayı da tam da burada yapıyoruz çünkü havaalanından dönüş yolunda Ada hep uyudu bu uyku ona yetmiştir sandık, oysa o daha bir minnok bebek ve dahası yorgun bir minnok bebek ve uyumaya ihtiyacı vardı. Neyse hatamızın sonuçlarına katlandık nasıl mı? Az Sonra 🙂
 
Milano’da metro ağı oldukça geniş ve hangi hattı kullanarak nereden nereye nasıl ulaşacağınız konusunda yönlendirmeler çok başarılı o yüzden Milano’da toplu taşıma konusunda hiç stres olmayın. Bu arada evimizin konumunun muhteşem olduğunu da söylemeliyim. Sarı metro hattındaki Porta Romana durağının hemen yanındayız. Ayrıca Milano’da görmeniz gereken kapılardan biri olan Porta Romana da metro durağının da bulunduğu meydan olan Piazza Medaglie d’Oro‘da. Bu durak şehrin kalbi olan Duomo Meydanı’na sadece 3 durak uzaklıkta. Metro ile gezimizin ilk durağı olan Milano‘nun simgesi ve İtalya’nın en büyük, dünyanın da 5. en büyük katedrali olan Duomo di Milano‘ya ulaşıyoruz.  Katedral şehrin tam merkezi olan Piazza del Duomo’da. Gotik mimari insanı kendine hayran bırakıyor, sanki o duvarları dantel gibi işlemişler.  

Metro durağından çıkıp umutsuzca Duomo‘ya doğru ilerlerken kalabalıkta Lisa’yı görmeye çalışıyorum ve o anda arkamdan biri sesleniyor. Tam vazgeçmiş evine dönerken görmüş beni! Böyle tatlı bir kız var mı ya? Minicik 9 aylık Zeo’su koynunda o soğukta beklemiş beni!!



Acıktığımızı hissedince, Milano’da Yapmadan Dönme notlarımız arasında olan Luini’den Panzerotti (bizim puf böreği gibi bir atıştırmalık, hızlı ve ucuz sokak yemeği) yemeğe karar veriyoruz. Burası Duomo Meydanı‘nda bulunan La Rinascente’nin (mutlaka göreceğiniz büyük mağaza) yan sokağına girince 50 metre ileride çok ünlü bir mekan. Zaten önündeki kuyruğu da takip ederek bulabilirsiniz burayı ne yazık ki biraz sıra beklemek gerekiyor. Ben domates ve mozarellalı yedim ve nefisti. Panzerotti‘si yanısıra bir çeşit noel keki olan Panettone‘si ile de ünlü. Panettone için daha lokal bir tavsiye aldık o yüzden onu burada denemedik. Luini gerçekten de ünlü olmayı hakediyormuş diyor ve karnımızı tok mutlu mutlu çıkıyoruz tekrar meydana. Bu arada önemli not, Luini pazartesi günleri kapalı. Hava soğuk o yüzden meydanda bulunan Spizzico‘da biraz daha oturalım diyoruz. Burası hiçbir özelliği olmayan bir mekan ama şu an nerede oturuyor olduğumuzun hiçbir önemi yok.
 


Yıllar geçmiş sanki dün gibi Lisa ile tanışmamız. Onun yanına taşındığım gün açıkçası biraz mutsuz, biraz endişeli eve gelmiş ve mutfak masasındaki nefis limonlu tart ile karşılaşmıştım. Bir de güzel not, “Evine hoşgeldin, tartı senin için yaptım :)” Tadına doyulmaz ama Zeo’nun uykusu geldi Ada ise uykusuzluktan delirmek üzere, bağımsızlığını ilan etti, elimizi tutmadan yürümek istiyor, düşüyor. Duomo Meydanı’nda bir küçük uykusuz şirinin kendini oradan oraya atmasını izlerken günün bizim için burada bittiğine karar veriyor ayrılıyoruz Lisa’yla. Daha fazla eziyet edemezdik Adoş’a ve döndük evimize. Zaten yatar yatmaz uyudu melek kızım.

İşte şimdi böyle bir durumda eğer dertlenecekseniz “ya bugüne ait bütün planlar bitti gitti” diye hayıflanacaksanız evet bebekle gezmek sizin için zor olabilir. Biz o uyurken evde bulunan Milano gezi rehberlerini karıştırdık.

Saat 19.0 için Trattoria Toscana‘ya rezervasyonumuz vardı ve 18.50’de Ada uyuyordu. Neyse dedik o da önemli değil. Trattoria Toscana şehrin en ünlü restoranlarından biri. Kime sorsanız biliyor. Ada 19.30 da keyifli keyifli uyanınca hadi dedik gidelim şansımızı deneyelim. İyi ki de öyle yapmışız çünkü hiç sorun çıkarmadılar. Şimdi bu mekan özellikle türk bloggerlar arasında çok popüler açıkçası biz de o nedenle tercih ettik ama lütfen gitmeden Milano’da Yeme&İçme yazımı okuyun 🙂 Yine internette yeri çok zor, bulmak imkansız gibi yorumlar vardı, ama biz yerini görünce şok olduk, daha merkezi olamazdı! Buraya aslında Via Torino‘dan başlayıp San Lorenzo sütunlarından Corso di Porta Ticinese‘yi takip ettiğinizde ulaşabilirsiniz. Yada yürümek istemezseniz  Tramvay (Tram 2) kullanabilirsiniz.  Hava da güzelse meşhur dondurma zinciri Grom‘dan dondurma alıp buralarda yürümek çok keyifli. Biz arabayla gittik ve hemen Trattoria Toscana’nın karşı sokağına park ettik. Aslında evimizin olduğu Porta Romana‘dan bineceğimiz Tram 9 ile de bölgeye ulaşabilirdik o da ayrı bir konu. Hem Ticinese hem de Navigli özellikle gençlerin tercih ettiği, sıra sıra kafe ve barların olduğu bölgeler. Milano’da yanılmıyorsam 7 üniversite var, siz düşünün kalabalığı 🙂 Bizim amacımız şöyle bir tur atıp daha önce rezervasyon yaptırdığımız Trattoria Toscana‘da yemek yemek. Bu arada Navigli‘yi zamanında Milano‘da erasmus öğrencisiyken az daha detaylı yazmıştım o yüzden tekrar yazmıyorum. Okumak isterseniz tık tık!

Milano 2. gün yazısı için tık tık !

MİLANO’DA ULAŞIM
 
Malpensa Havalimanı’ndan şehir merkezine ulaşım için alternatifleriniz var. Hemen havaalanı kapısından sizi merkez tren istasyonu Stazione Centrale’ye götüren otobüsler kalkıyor. Yaklaşık 45-50 dk sürüyor yol. Bilet gidiş dönüş alırsanız daha uygun oluyor hatta 3 kişi olursa daha da uygun kampanyalar falan da oluyor. Daha mantıklı olan ise Cadorna ya da Centrale istasyonlarına Malpensa Express treni ile ulaşmak. Malpensa Ekspress kişibaşı 12 euro. Centrale’den Duomo’ya gitmek için sarı metro hattına, San Donato yönüne binmeniz gerekiyor. Şehiriçi ulaşımda kullanılacak 90 dakikalık bir biletin fiyatı 1,5 euro, bir bilet alayım bütün gün kafam rahat olsun derseniz 4,5 euro (24 saat). Bu biletler daha mantıklı ve birkez bilet makinasına girdikten sonra süreniz işlemeye başlıyor ve tekrar tekrar okutmanıza gerek yok. Bu arada otobüslerde bilet makinası var genelde orta tarafta ve bizim buradaki gibi başında biri durup bastın mı basmadın mı diye kontrol etmiyor ama sakın bu sizi yanıltmasın, mutlaka biletinizi basın. Ansızın bir durakta kontrol yapılabilir ve dünyanın parasını ödemek zorunda kalabilirsiniz. Bu cezayı ödemek zorunda kalmış biri olarak söylüyorum ki kesinlikle basın 🙂
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

1 COMMENT

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here