24 SAATTE SANTORİNİ

0
2264
İstemeyerek de olsa ayrılıyoruz Naxos‘dan ve insanı deli eden rüzgarlı havasından 🙂

Bu seferki feribot bir öncekinden daha büyük ve biz daha tecrübeliyiz. Orası mı burası mı demeden Air Seats koltuklara yöneliyoruz. Kalabalık 6. kata dağılırken biz bir üst kata çıkıyoruz. Burası hem çok sakin hem de çok güzel. Şimdi Blue Star Delos için şöyle bir bilgi vereyim, feribotun ekonomi sınıf bölümü şahane. Koltuklar, süper deniz manzarası falan ama eğer yolunuz uzunsa sıkıcı olabilir. Bizim gittiğimiz dönemde yani Eylül ayında Atina‘dan günde 2 feribot kalkıyordu, biri saat 07.20’de, biri 17.00’de, her ikisi de adalara uğraya uğraya Santorini‘ye geliyor ve yolculuk yaklaşık 7-8 saat sürüyor.


Hava güneşli ve manzara da nefis olduğu için hiç içeri kısımda oturmadık. 7. katın bir de böyle bir güzelliği var koltuklu kısmın dışarısında da oturabileceğiniz yerler var. 


Feribot Santorini‘ye yaklaşırken Adoş uyuyor ve biz tatilimize kadeh kaldırıyoruz…


Santorini Limanı‘nı nedense hayallerimde farklı canlandırmıştım. Böyle bir Portofino bir Göcek havası bekliyordum ama küçümsemek gibi olmasın bizim Esenler Otogarı yani. Bir de o küçücük alana sıra sıra tur otobüslerini, feribottan inen kalabalığı falan koyunca çekilmez bir hal alıyor. 



Otelimiz günün sabahında arayarak transfer isteyip istemediğimizi sormuştu, biz de istemiştik ama otel transferiniz yoksa limandan kalkan lokal otobüsler Fira‘ya yani adanın merkezine gidiyor. Buradan gideceğiniz heryere otobüs bulabilirsiniz. Biz birazda Ada perişen olmasın diye böyle bir tercih yaptık.


Yol kıvrıla kıvrıla yukarı çıkarken yönlerini Oia‘ya dönmüş cruise gemileri dikkatinizi çekecektir. Cruise turlarının favori adası Santorini… Bu gemilerin yanaşabileceği kadar büyük bir liman yok, dolayısıyla da yolcularını daha küçük tekneler ile karaya çıkartıyorlar, buradan da otobüsler ile Oia‘ya götürüyorlar. Baksanıza yukarıdaki fotoğrafa, cruise gemilerinin yanından geçerken ufacık kalan feribotumuz bile limanda ne kadar ihtişamlı görünüyor 🙂


Santorini U şeklinde küçük bir Ada ve kayalıklar üzerinde yani yerleşim yerleri hep yükseklerde kalıyor. Aşağıdaki fotoğrafta sol uçtaki yerleşim Oia (İa) Santorini‘nin asıl görülmesi gereken, fotoğraflarda mavi kubbeleriyle yer alan merkezi. 


Kalacağımız otel İmerovigli‘de. Açıkçası 10 günlük tatilimizde en çok parayı bu 1 gece kaldığımız otele verdik ve iyi ki de öyle yapmışız. Neden mi?  Transfer aracından inip otel görevlisiyle birlikte bembeyaz, kiklad tarzı yapılar arasından yürüyoruz. Araç girişi yok zaten mümkün de değil. Manzara muhteşem, otelimiz harika. Otel araştırması yaparken ‘deniz manzarasına gerek var mı, nasıl olsa heralde orada oturacağımız bütün cafelerde falan o manzara vardır, oturup manzara mı izleyeceğiz?’ demiştik ama öyle değilmiş.. 


Etrafımız bembeyaz, karşımız masmavi.. Rüya gibi gerçekten. Santorini‘de nerede kalınır aşağıda biraz daha detaylı yazdım 🙂



Odaya eşyalarımızı bırakıp, resepsiyonda Eva ile hem sohbet ediyor hem de check in yapıyoruz. Resepsiyon diyince kafanızda ne canlandı bilmiyorum ama bölgedeki oteller minik minik ve çoğu aile işletmesi daha da tuhafı resepsiyonlar genelde öğle saatlerinde kapalı. O yüzden mutlaka geleceğiniz saati önceden haber vermenizi istiyorlar. Eva bizden 1 pasaport istiyor ve biz şok! O anda benim pasaportumun Naxos‘daki otelde kaldığını farkediyoruz. Biz leyla, Kristo bizden leyla. Tekrar Naxos‘a dönmek bütün planlarımızı altüst eder. Hemen Kristo’yu arıyoruz, yarın aynı feribota teslim edecek pasaportu. Tabi bu durumda bizim en geç 15’de limanda olmamız gerekiyor, Girit‘e kalkan feribotumuz ise 17.15’de. Bu ne demek biliyor musunuz? O küçümsediğim limanda fazladan geçecek 3 saat 🙂

Neyse.. Buraya bayıldık, net! Ne yalan söyleyim hani çok popüler bir ada ya, o yüzden biraz önyargılıydık ama çok fena yanılmışız. 


Biz biraz dinlenip manzaranın keyfini çıkartırken Ada da döne döne uyuyor. O uyanınca hazırlanıyor ve çıkıyoruz dışarı. Görmemiz gereken bir günbatımı var. Santorini‘nin en önemli yeri Oia, zaten olayı da burada gün batımını izlemek. Otelden caddeye çıkınca Oia‘ya giden otobüsler için bir durak var, biletinizi otobüsten alabilirsiniz, bilet fiyatları muavine göre değişiklik gösteriyor 🙂 İki kişi 3,5 euro civarı. O nasıl bir yol!! Bir taraf zaten uçurum, virajlı ve daracık bir de üstüne şoför çok cesur. Kalbimiz ağzımızda ulaşıyoruz Oia‘ya. yol 30-40 dk kadar sürüyor.

Şimdi buarada aç parantez yapalım, biz 1 gece kalacağımız için açıkçası araba kiralamaya gerek duymadık iyi ki de öyle yapmışız çünkü toplu taşıma hem ucuz hem de sık sık. Her ne kadar otobüs tıklım tıkış olsa da araba kiralamadığımıza pişman olmadık.

Oia öyle kalabalık ki.. Dediğim gibi cruise lar buraya otobüsler ile taşıyor yolcularını ve Santorini‘nin en önemli olayı Oia‘da güneşin batışını izlemek.. O daracık sokaklar insan dolu, akın akın yürüyorlar ve biz de bebek arabamızla kalabalığa karışıyoruz. Güneşin batışının izlendiği noktalar haliyle çok kalabalık. Aklımıza yanalım, güzelim otelimizin terasından kim bilir ne keyifli olurdu.. ama olsun o zaman da burası aklımızda kalacaktı. Kendimize boş bir alan bulup duruyor ve anın tadını çıkarıyoruz. Benim güzel ponçik kızım yine uyudu ve bu güzel manzarayı kaçırdı 🙁




Güneş battıktan sonra aynı hızla insanlar da dönüş yoluna geçiyorlar. O yüzden herkes ortamın büyüsünden ayılmamışken siz dönüş yoluna geçseniz hele de bebek arabanız varsa iyi olur. Burada da bebek arabamızın rahatlığı ve hafifliği bizden tam not aldı (Bkz. Baby2go Pinna)

Etrafta hediyelik eşyalar alabileceğiniz, yemek yiyebileceğiniz sayısız güzel mekan var. İnanılmaz tatlı, huzurlu bir havası var Oia‘nın… Dingin ve mutlu… 



Sokaklarında dolaştık, ışıl ışıl gemilerin, gecenin keyfini çıkartıp tekrar otobüs durağına gidiyoruz çünkü karnımız aç ve göreceğimiz bir yer daha var… Firostefani.. Nerede yemek yedik aşağıda anlattım. Firostefani’de yemek sonrası otele dönüyoruz. Karşımızda Ege Denizi’nin olduğunu bilmek, o koku o mutluluk… 


Ertesi gün güneşli masmavi bir sabaha uyanıyoruz. Otelimizde kahvaltı yok ama hemen yakında sizi yönlendirdikleri bir restorant var, Mezzo.


Meyve tabağı, 2 dilim salam, 2 dilim peynir, bal, yoğurt, tereyağ, portakal suyu ve kahve için kişi başı kahvaltı 9 euro, Manzarası güzel ama otelinkinden güzel değil. Kahvaltı sonrası odamızın balkonuna dönüyor ve manzaranın tadını çıkarıyoruz. Elbette sevgilinizle eşinizle başbaşa geldiğinizde ayrı bir keyfi olacaktır buraların, mesela istediğiniz kadar şarap keyfi falan yapabilirsiniz, güneşin altında uyuyakalabilirsiniz falan ama inanın bizim için de 10 aylık bir bebekle en fazla ne kadar güzel geçerse o kadar güzel geçti Santorini. Minik, güzel kızımız yanımızda olmasa kesinlikle eksik olurdu…  


Son yudumlarda kafamız karışık, acaba Girit‘e gitmesek mi? 1 gece daha kalsak mı? Bir günbatımı daha izlesek mi? Birkaç saat sonra gelecek feribottan almamız gereken bir pasaportumuz var ve kaldığımız otelde bu gece için yer yok. Yani çok da zorlamanın bir anlamı yok. Santorini‘ye 24 saat yetmez tabi ki, tadı damağınızda kalır ama belki de bu yüzden Santorini bizim anılarımızda çok güzel bir yer etti.

Transfer istemedik, otobüsle Fira‘ya, oradan bindiğimiz otobüsle de limana gidiyoruz. Girit‘e High Speed Katamaran ile geçeceğiz. Biletlerimizi limanda bulunan acenteden alıp interneti olan bir cafeye oturduk. Gemi geliş gidiş saati olmadığı için liman sakin haliyle de daha sevimli. Gözümüz korkmuştu ama o 3 saat nasıl geçti anlamadık. Hele ki pasaportu da sağ salim aldık ki ohh.. Yeni yolculuğa hazırız.  

CALDERA

Caldera yani krater aslında Santorini Adalar Grubu‘nu kapsayan bölge ve Kameni Adaları da merkezi oluşturuyor ama işte o merkez Caldera olarak anılıyor. Manzarası güzelde yürüyüş amaçlı düzenlenen turlara katılmanın çok da anlamlı olduğunu düşünmüyorum. Sadece kratere doğru yürüyüş bile bir saatten fazla sürüyor. Gördüğünüz şeyde öyle filmlerdeki gibi bir yanardağ ağzı değil 🙂 Yine de siz bilirsiniz.

SANTORİNİ’DE NEREDE KALINIR?

O kadar çok otel var ki.. Benim tavsiyem yukarıda da anlattığım gibi manzaralı hatta mümkünse de havuzlu bir odada kalmanız. Oia‘daki oteller daha pahalı, Fira‘dakiler ise daha uygun ama Fira’yı ben çok sevmedim çünkü diğer yerlere göre daha büyük daha merkez. Firostefani ve İmerovigli kalmak için ideal görünüyor. Daha güneydeki yerler ise sanki Oia‘ya biraz uzak kalıyor, gerçi ne kadar uzak olabilirki minicik adada :). 

Bizim kaldığımız otel Arc Houses. Aslında otelimizden çok da memnun kaldık ve Eva’yı da çok sevdik ama çıkış yapmadan önce başımıza gelen olay tadımızı kaçırdı. Ada’yı yıkarken benim dizim sıcak su musluğuna değdi, dikkat edin sıcak su demiyorum musluğu diyorum ve canım inanılmaz yandı ama o anda önemsemedik. Nereden bilebilirdim ki bir sıcak su musluğunun böylesine ağır bir yanığa sebep olabileceğini? Su topladı, kızardı, morardı, soyuldu ve haliyle de orada iz kaldı 🙁 Bunlar değil de, ya benim minik kızımın ayağı değmiş olsaydı? Belki bu sorun bölgedeki bütün otellerde vardır o yüzden siz siz olun mutlaka dikkat edin!




SANTORİNİ’DE NE YENİR?


Akşam yemeğimizi Oia‘da değil Firostefani‘de yedik. Biz otobüsle geldik ama aslında İmerovigli‘den Firostefani‘ye  yürüyerek 15-20 dk da gelebilirsiniz, üstelikte manzaralı bir patikadan. Yemek için burayı seçmemizin iki sebebi vardı, birincisi Oia‘daki çok turistik yerlerde değil daha lokal bir restorantta yemek istiyor olmamız, ikincisi ise Firostefani‘yi görmek istememiz. Yemek yiyebileceğiniz pek çok yer var ama biz tercihimizi Aktaion‘dan yana kullandık. Burası 90 yıllık bir Taverna. Tavuk fileto ve güveçte yapılan musakka istedik. Yemekler güzel, ortam keyifli. Şarap dahil 34 euro ödedik. 








1 COMMENT

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here