GİRİT ADASI – RETHYMNO

0
420
Gecikmeli de olsa Hellenic Seaways – High Speed 4‘deki yerlerimizi alıyoruz. Kişi başı 55 euro olan bilet numaralı, karşılıklı geniş koltukların ortasında da masa var. Biz daha yerimize yerleşirken saat 18 gibi feribot Santorini Limanı‘ndan ayrılıyor. Hızla arkamızda bırakıyoruz kızıl kayalıkları… Hızla derken gerçekten de çok hızlı. Atina‘dan Naxos‘a 7 saatte gittiğimizi anlatmıştım, şimdi yaklaşık aynı mesafeyi 2,5 saatte gideceğiz. Düşünün yani o kadar hızlı, zaten hızı nedeniyle bir süre sonra dışarıda durmak da yasak. Hellenic Seaways‘in Santorini‘den Heraklion‘a günde 1 seferi var ama siz yine de kontrol edin.

 

Saat 20.30’u geçerken indiğimiz liman HeraklionGirit Adası‘nın en büyük şehri. Bizim görmek istediğimiz yerler adanın batısında kaldığı için ve açıkçası Heraklion için hep sevimsiz yorumlar okuduğumuzdan ilk otobüsle Rethymno‘ya geçmeyi planladık. Biz kalmak istemedik ama siz kalmayı düşünürseniz liman karşısında yani daha çok otobüs terminaline yakın oldukça güzel görünen, büyük oteller var. Heraklion‘da bizi sıcacık bir hava karşılıyor, hafif hafif esen rüzgar ılık. Nasıl hoşumuza gittiğini anlatamam. Girit Adası‘nın konumu itibariyle daha çok Akdeniz ve çöl iklimi hakim. 

Liman’da inince otobüs terminali için sağa doğru yürümeniz gerekiyor. Yaklaşık 100 m sonra yolun karşısında Chania ve Rethymno‘ya giden otobüslerin kalktığı terminal var. Şehrin büyüklüğüne bakıldığında biraz küçük göründü gözümüze. İlk otobüsün kalkmasına yarım saat var ve bu yarım saat bizim için tam anlamıyla bir kahve molası. Heraklion‘dan Rethymno‘ya otobüs yolculuğu 2 saat sürüyor. Öğlen 13’de Santorini‘deki otelimizden çıktığımızı ve gece 00.30 gibi otelde olacağımızı düşünürsek evet bugün oldukça yorucu geçti diyebilirim ama öyle bitmiş, harap olmuş durumda değiliz. Hatta içimizde en iyi durumda olan Ada, yani demem o ki bebeğinizle seyahate çıkmaktan korkmayın. Gerçekten onlar bizden daha kolay uyum sağlıyorlar. 

Girit Adası doğuda Heraklion, ortada Rethymno, batıda ise Chania olarak 3 bölgeye bölünmüş durumda. Bu 3 şehir aynı zamanda adlarını verdikleri bölgelerin de en büyük şehirleri. Rethymno aynı zamanda adanın 3. büyük şehri. Aslında gönlümüz Chania‘da kalmaktan yanaydı ama otelimizi ayarlamayı son güne bıraktığımız için Chania‘da içimize sinen bir yer bulamadık ve yönümüzü Rethymno‘ya çevirdik. Şimdi diyorum ki iyi ki de öyle olmuş çünkü biz Rethymno‘ya bayıldık. Çok ama çok güzel gerçekten..

Otel sahibimiz Panos bebekle bütün gün yolda olacağımızı öğrenince içi el vermediği için terminale gelmek istedi ama terminalden eski kente rahatlıkla yürüyebilirsiniz. Bizim otelimiz tam şehrin kalbinde, mükemmel bir konumda. Otel hakkında bilgiyi aşağıda verdim. 

Tahmin edersiniz ki ailecek sızdık. Sabah erken kalkmayı planlamış olsak da uyandığımızda 10’u geçiyordu. Bebekle tatilde en önemli ihtiyaçlardan biri yakınlarda bir market olması ve bu nedenle de kaldığınız yerin merkezi olması daha iyi oluyor. Dışarı çıkıp hem şöyle bir etrafı tanıyalım hem de kahvaltılık birşeyler alalım dedik ve market alışverişi yaptık. Aslında çevrede kahvaltı yapabileceğiniz çok sayıda mekan var ama biz otelimizin muhteşem avlusunda keyif yapmayı tercih ettik.


Alışveriş yaptığımız marketteki rakı bölümü 🙂 İstediğiniz kadar alabiliyorsunuz ve neredeyse sudan ucuz. Gelin görün ki bizim rakımızla uzaktan yakından alakası yok, çok kötü!

  

Kahvaltı sonrası atıyoruz kendimizi sokaklara. Öyle güzel, öyle sıcak ki.. Minik minik tarihi binalar inanılmaz güzel bir şekilde korunmuş. Hayran kalmamak elde değil.. Rönesans Venedik mimarisi ile birlikte Osmanlı’dan gelen oryantal etki Rethymno‘da birleşmiş durumda..  Tarihi merkezin dar sokaklarında birçok Venedik ve Türk anıtı göze çarpıyor. Bunlardan biri de Rimondi tarafından 1626 yılında inşa edilmiş aslan şeklinde üç ağızlı çeşme, merak etmeyin yolunuz mutlaka buradan geçecektir, etrafındaki cafelerde dinlenebilir ve bu tarihi çeşmeden su içebilirsiniz. Rethymno, Chania ve Heraklion‘a göre daha az populer belki de bu yüzden çok yerel bir hava var şehirde. 


  
 

Eski kentin sokaklarında yürüyüp deniz kenarına iniyoruz. Rethymno etrafındaki plajlar ve lüks tatil köyleri ile de ünlü. Girit Adası‘ndaki en uzun plaj olan Adelianos Kampos şehrin doğusunda Skaleta’ya kadar uzanıyor. Rethymno çevresinde pek çok güzel plaj olmakla birlikte şehrin merkezinde de denize girilebiliyor ve tıklım tıklım dolu. Biz yine hevesle plaja indik, şezlonglara uzandık ama deniz bizi sarmadı. Hayalerimiz Elafonissi‘ye kaldı yani. 

Sahil şeridinde araba kiralayabileceğiniz çok sayıda araç kiralama şirketi mevcut. Biz erinmedik ve hepsine tek tek fiyat sorduk ve sonunda 25 euro/gün e bir Suziki Alto kiraladık. 


Rethymno’da Tarih


Araba işini de hallettikten sonra yürüyoruz limana doğru. Venedik Limanı ve ünlü deniz feneri karşımızda… Çok ama çok güzel.. 1830-1840 yılları arasında inşa edilmiş liman insanı büyülüyor. Burada hayat sanki yavaş akıyor ve birkaç yüzyıl geriden takip ediyor gibi. Liman çevresinde tabiri caizse ouzo-balık yapabileceğiniz sıra sıra tavernalar bulunmakta. Birine oturup manzaranın tadını çıkarmak size kalmış.

Rethymno‘nun en önemli noktaların biri de tabi ki eşsiz Venedik Kalesi Fortezza. Paleokastro tepesine hakim kale aynı zamanda şimdiye kadar yapılmış en büyük Venedik Kalesi olmasıyla ünlü. Biz içine girmedik, tepesine çıkmadık Ada’dan dolayı, ama siz çıkabilirsiniz.
 

Rethymno şehir merkezinde birçok tarihi kalıntı ve eser ile karşılaşacaksanız ama dahasına da meraklıysanız tam aradığınız yerdesiniz. Bölge tarihi manastırlar, tapınaklar ve müzeler ile dolu. Late Yapılan kazılardaki Neolitik dönemden Roma dönemine kadar uzanan altın takı, seramik eşya gibi bulgular Fortezza‘nın anagirişi karşısındaki Rethymno Arkeoloji Müzesi‘nde sergileniyor. Müze binası Türkler tarafından yapılmış ve 1960’lı yıllara kadar hapishane olarak kullanılmış. Rethymno‘daki ilk günümüzde kapanmıştı (saat 16.00’da kapanıyor) ama döneceğimiz gün zamanımızda vardı, gezdik müzeyi, giriş 3 euro ve gezmeye görmeye kesinlikle değer.


  

 

Eski kentin göbeğinde, Ethniki Antistaseos ve Vernaridou sokağının köşesinde bulunan Neratze Cami günümüzde müzik okulu olarak kullanılmakta. 1890 yılında Alfa kasabasının ünlü taşları kullanılarak inşa edilmiş minare göze çarpıyor ve şehrin ortasında bir simge gibi göğe uzanıyor.   

Yine merkezi bir konumda olan Veli Paşa Cami Venedik Kilisesi Saint Onuphrius üzerine kurulmuş. Cami içinde yer alan Paleontoloji Müzesi yine görmek isteyeceğiniz ama bizim gitmediğimiz müzelerden biri. Yaz döneminde bile saat 15.00’da kapanıyor bilginiz olsun. 

Ayrıca bölgenin dağlarında 800’den fazla mağara olduğunu öğrendik. Bunlardan biri ve en ünlüsü de Girit Adası‘nın en yüksek dağı olan İda Dağı‘nda, 1540 m rakımdaki Ideon Andron diğer adıyla Zeus Mağarası. Mağara oldukça geniş ve yunan mitolojisine göre Zeus bu mağarada doğmuş ve büyümüş. Yolu hayli çetrefilli ama buralara gelmişken Zeus nerede büyümüş diye merak ediyorsanız zamanınız da bolsa neden olmasın 🙂

.. ve 10 gün süren Yunanistan tatilimizin sonuna geldik. Bu arada Girit Adası – Chania ve Girit Adası – Elafonissi yazıları için link aşağıda. Şansımıza Rethymno‘daki son günümüzde inanılmaz yağmur yağdı. Biz öğlene kadar müze gezelim, orada oturalım burada kahve içelim diyerek şehirde takıldık ve sonra yine otobüs ile Heraklion‘a döndük. Heraklion otobüs terminalinde inince havaalanına geçmek için belediye otobüsü kullandık. O da ne!! Havaalanı hem çok küçük hem de korkunç kalabalık. 
 

Burayı uzun uzun anlatmayacağım ama gerçekten perişan durumda saatler geçirdik ve hava koşulları nedeniyle 21.20 Atina uçağımız kalkmadı 🙁 Bir sonraki uçuş ise yarın aynı saatte!! Heraklion‘da ne yapacağız en azından Atina‘da havaalanında bekleyelim dedik ve HeraklionAtina biletini 17.30’a çektik. Tabi cazgırlığımızdan, tartışmalardan bahsetmiyorum bile ama neyse Aegean Airlines gönlümüzü biletlerimizi Business Class’a çevirerek, Atina’da akşam yemeği ısmarlayarak aldı sayılır. Bu arada biletimizi iyi ki erkene çekmişiz çünkü kahve içmeye dalmışken İzmir uçağını kaçırıyorduk. Uçağa son binen aile olarak yazıldık kenara.

Rethymno’ya nasıl gelinir? 
Rethymno’da nerede kalınır? 
Rethymno’da ne yenir? 
                                   sorularınızın cevabı aşağıda…. 

 


Rethymno Karnavalı
Her sene şubat ayı ortasından mart ayı başına kadar düzenlenen karnaval Girit Adası’nın en büyük karnavalıdır.  Karnaval Apokries(Yunanca Halloween) olarak bilinen bir tatile göre ayarlanmıştır.

Rethymno’ya Nasıl Gelinir?

Rethymno tarih kokan bir şehir.. Girit Adası‘na gelirseniz kesinlikle es geçmemelisiniz. Biz diğer adaları geze geze geldik ama Atina’dan Chania ve Heraklion‘a her gün uçuş var. Skyscanner‘dan takip ettiğim kadarıyla bilet fiyatları da oldukça uygun. Atina’dan yine bu iki büyük şehire feribotlar var ama feribotla yol oldukça uzun sürüyor. Zaten Chania ve Heraklion‘dan Rethymno‘ya ulaşım kolay. Araba kiralayabilir yada bizim yaptığımız gibi otobüs ile gelebilirsiniz. Yol kıyı şeridinden olduğu için keyifli geçiyor.

Santorini‘den Chania‘ya direk ulaşım yok. Sadece Heraklion‘a gelen hızlı feribotlar var ki oldukça rahat.


Rethymno’da Nerede Kalınır? 

Artık eskisi gibi değil booking.com‘a girdiğinizde gitmek istediğiniz yerde bulunan yüzlerce otel fiyat ve kalanların yorumlarıyla karşınıza çıkıyor. Seçim size kalmış. Ben burada bizim kaldığımız otelden bahsedeceğim. Biz gittiğimiz yerlerde merkezde kalmayı tercih ediyoruz. Elbette Rethymno etrafında çok güzel tatil köyleri de var ama tatil köyüne gitmek istesem Antalya’ya giderim 🙂 Neyse, biz Santorini‘den yola çıkacağımız gün kalacağımız oteli ayarladık ve eski kentin ortasındaki Barbara Studios‘u tercih ettik. Gönül rahatlığıyla siz de bu oteli tercih edebilirsiniz. Konum olarak gerçekten mükemmel, hatta daha iyisi olamaz. Eski bir Venedik binası restore edilmiş, duvarları tarih kokuyor… Bir ağaç bulunan avluya açılan odaların önünde size ait masa ve sandalyeler var.

 

Panos ve eşi işletiyorlar ve ikisi de dünya tatlı inasanlar. Temizlik çok iyi, hergün kendi yaptıkları bir kek vs. bırakıyorlar odaya. Bu otel ile ilgili söyleyebileceğim tek eksiklik banyo kısmı. Çok daha iyi olabilirdi diye düşünüyorum.


Rethymno’da Ne Yenir?
 

Rethymno‘da Girit mutfağının en güzel örneklerini bulabileceğiniz sayısız restoran bulunmakta. Biz 2 gece Rethymno‘da yemek yedik. Eğer burada geçireceğiniz tek geceniz varsa mutlaka yemek yemeniz gereken yer Lemonokipos. Neratze Cami‘nin yanında kalıyor. Limon ve nar ağaçlarının altında servisiyle yemekleriyle benzersiz bir gece geçirdik… Demek isterdim ama Ada ponçiğinin tatildeki en huzursuz akşamıydı ve yemekmi yedik ne yaptık anlamadık. Hatta önce rezerve ettirdiğimiz masaya oturduk ama kızçem çok mızırdanınca kalktık dolaştık dolaştık tekrar geldik ama dediğim gibi ne yaptık anlamadık 🙂 Yine de yemekler şahaneydi, inanılmaz güzeldi. Tadım menüleri var, Girit mutfağından 5 meze, 3 ana yemek ve şarap 20 euro/kişi. Tahmin edersiniz ki 1 kişilik menü ile 2 kişi rahat rahat doyuyor ve kalıyor çünkü bizim burdaki gibi tadım diyince çatalın ucuyla koymuyorlar normal bir porsiyon meze geliyor. Bu menüleri denemenizi şiddetle tavsiye ediyorum.



Rethymno‘nun en ünlü restoranlarından biri de Avli.. Aşağıdaki fotoğrafta gördüğünüz sokak ve etrafındaki sokaklar sıra sıra bu şekilde tavernalarla dolu ve akşamları fazlasıyla keyifli oluyor.


Son günümüzde ne yesek ne yesek diye düşünürken karşımıza çıkan sandviç dükkanı tam anlamıyla geç bir keiş oldu. Sizin için öyle olmasın ve bir öğününüzü buraya ayırın. Artık otobüsü kaçırmak üzereydik ve çok acıkmıştık o yüzden adını vs not almamışım ama işte aşağıdaki fotoğraftaki çift var ya orası 🙂



  
Diğer gezi yazıları için tık tık!


İTALYA

YUNANİSTAN

TÜRKİYE

ÇEK CUMHURİYETİ


FRANSA




LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here