PARİS

0
146

Biz balayından döndükten hemen sonra sevgili kuzenim Mine, eşi ve 3,5 yaşındaki minik kuzumuz Begüm ile birlikte Paris’e gitti.. 

O kadar sevmişler ve o kadar doyamamışlar ki Mine bugünlerde yine bir Paris seyahati planlıyor…

O Disneyland yazısını hazırlarken biz Paris sokaklarında kısa bir tur atalım 🙂

Sizin de gezip gördüğünüz, doyamadığınız, bunu paylaşmalıyım dediğiniz bir yer olabilir.. Yazınızı ve fotoğraflarınızı gezinceguzel@gmail.com adresine gönderin adınızla yayınlansın 🙂
 ……….

Paris… Görmek istediğim, gezmek istediğim ilk şehirdi benim için. Prensesimi (BEGÜM) Disneyland’a götürmek ilk tercihimdi tabi ki de. Hemen söylemek istiyorum ki çocukla gezmek hiç zor olmadı, Begüm de en az bizim kadar çok yoruldu 🙂 Yanınızda bebek arabası da varsa sorun yaşamazsanız.. 

Pazar günü THY ile Charles de Gaullehavaalanına indik. Eğer Fransızca bilmiyorsanız ve biraz İngilizce biliyorsanız, benim gibi ısrarla “çarls” diye okuyacağınız havaalanının adının Fransızca telaffuzu “şan”. Hala anlamış değilim ama THY çağrı merkezindeki tüm kızlarda birçok farklı şekilde telaffuz ediyor, üzülmeyin yalnız değiliz 🙂 Charles de Gaulle Havaalanı Fransa’nın en büyük havaalanı ve Charles de Gaulle kim diye merak ediyorsanız da kendisi ülkenin 18. Cumhurbaşkanı…

Gitmeden önce çok az araştırabilmiştim Paris’i ve ulaşımı ama booking.com‘dan ayarladığımız otele havaalanından nasıl gideceğimizi biliyordum. Şunu hemen söylemeliyim evet taksi çok pahalı değil ama kesinlikle ve kesinlikle ulaşım aracı olarak hızlı tren ve metro çok daha kolay, çok daha ucuz ve çok daha hızlı. Hem Charles hem de Qrly Havaalanından şehir merkezine hızlı trenler var. Tren biletini istasyonlardan para yada kredi kartı ile kolayca alabiliyorsunuz. Benim kartım master karttı ve hiçbir yerde sıkıntı yaşamadım. 

Charles de Gaulle Havaalanı (CDG) gerçekten kocaman.. 3 adet terminal bulunuyor. Maalesef THY Terminal 1‘e indi ve hızlı tren Terminal 2‘den şehre iniyor. Terminal 1‘den Terminal 2‘ye daha doğrusu 3 terminalden herhangi birine bizim tramvaylara benzer ücretsiz bir ulaşım aracı ile geçiyorsunuz. Terminal 2‘den bindiğiniz RER-B Hızlı tren hattı ile şehir merkezine ulaşıyorsunuz. Biz tren hattından sonra taksiyi kullandık. Söylemek isterim ki internette araştırma yaptığımda Fransızların çok şovenist oldukları ve İngilizce bilseler bile turistlere yardımcı olmadıkları çünkü Fransızca’yı hala dünyada egemen dil olarak gördüklerini okumuştum. Bize hep nazik ve yardımsever Fransızlar denk geldi 🙂 Bu arada onlar istedikleri kadar düşünsün İngilizce dünyanın ortak tek dili… 

Şehir merkezinde hızlı trenden indikten sonra taksiye bindik. Paris’te taksi şoförlerinin yarısı olduğu gibi bizim şoförümüz de bayandı. Şansızlığımıza bizim gittiğimiz gün olan 14 Temmuz Fransa’da ulusal bayram ve caddelerde yapılan kutlamalar yürüyüşler vs nedeniyle şehir içerisinde çok dolaştık. Otelimiz şehrin dışında bir yerdeydi. Ajiel Hotel; (273 Rue De LA Convention 15. Porte De Varsaille), Convention Metro Durağı‘na 2 dakikalık yürüme mesafesinde, 3 kişilik oda gece başı 150 euroydu. Otel beklediğimiz kadar güzel değildi ama çok güzel bir caddedeydi. Sadece uyumak için kullanacaksanız ihtiyacınız karşılayabilen temiz bir otel. Cadde boyunca butikler, eczane, market, hcbs bank, bakkal, manav, kitapçı, parfümeri, çiçekçi, kafeler, şarap dükkânı, hatta oyun alanı, ne arasanız vardı… Üstelik otelin önünde haftanın 2 günü semt pazarı kuruldu 🙂 Otelde kahvaltı ücrete dahil değil ve kişi başı 10 euro ama hemen ilerideki kafede çok daha güzel ve geniş bir kahvaltıyı 9,90 euroya yapabilirsiniz. Tek sıkıntı ısrarla kahvenin veya çayın yanında portakal suyu getirmeleri. Alışık değilseniz güzel olmuyorTekrar gittiğimde tercih edebileceğim cadde. Otelden ve yerinden memnun kaldık. 

Paris sokaklarına geri dönersek, tek söyleyebildiğim “Aman Tanrım!”. O kadar büyüleyici ki, o kadar güzel mimari ki resim çekmek aklınıza bile gelmiyor. Sadece izliyorsunuz… Şöyle söylemeliyim tarihi yerler ile binaların mimarisi farklı değil. Şehir merkezinde düz bir betonarme yapı göremezsiniz. Hepsinin dış kaplaması, mimarisi harika. Kent yatay bir yerleşime sahip. Bizdeki gibi modernlik, ucu bucağı bilinmeyen yüksek binalarla eş değer değil, şehrin tarihi yapısı korumuş. Bence bu güzel kentin yapısını tek bozan şey alışveriş yerlerinin levhaları ama levhalar bizdeki gibi öyle kocaman kocaman da değil. Yine de çirkin bir görüntü sergiliyor tarih kokan şehirde. Notre-Dame, Sainte-Chapelle, Place de la Concorde, La Madeleine, Chartes Katedrali, Versailles Sarayı harika harika!!!!!! Nefis mimariye sahipler. Gerçekten sanat, mimari, medeniyet bu şehirden çıkmış anlıyorsunuz. 

La tour Eiffel (Eiffel Kulesi): Sakın Eiffel’e çıkmayın 🙂 Biz tam 4 saatte çıktık. Hayır, yürüyerek değil ama sıra çok ve asansörler küçük..  Ayaklarımın hiç bu kadar ağrıdığını bilmiyorum. Dışardan baksanız da yeterli. Fransız devriminin 100. yılı kutlamalarında fuarın giriş kapısı olarak Gustave Eiffel‘in firması tarafından yapılmış ve bundan dolayı da adı Eiffel Kulesiolmuş. Tam 300 metre yükseklikte.. Tepede manzara harika… 

 

Üniversite’de sunumumu fransızlar tarafından demir bayan olarak da adlandırılan Eiffel Kulesiüzerine yapmıştım. Parislilerin ünlü bir sözü vardır Eiffel için; “Eğer Eiffel’e çıkarsanız Paris de göremeyeceğiniz ışık yoktur”. Evet, gerçekten de yok. Bir inşaat mühendisi olarak söyleyebilirim ki inanılmaz güzellikte bir yapı… Eiffel gece ayrı bir güzel… 14 Temmuz Ulusal Bayram olduğu için gece yarısı havai fişek gösterisi oldu, harikaydı. 


15 Haziran-1 Eylül arası sabah 9.00’dan gece yarısına kadar ziyarete açık olan kule, yılın kalanında sabah 9.30’dan gece 23.00’a kadar açık..Peki bu güzel mimariyi yakından görmek, Paris’in muhteşem manzarasını izlemenin bedeli? Asansör kullanmak istediğinizde en üst kata kadar €14,50, 11 yaşına kadar olan çocuklar için ise €10,00. Yok ben merdivenle çıkmak istiyorum diyorsanız da €5,00, 11 yaşına kadar olan çocuklar için ise €3,00. Merdivenle 3 katlı kulenin 2. katına kadar çıkabiliyorsunuz..

Bu arada 1889 yılında yapımı tamamlanan kulenin 20 yıl izni varmış yani nerdeyse 1909 yılında sökülecekmiş.. Neyse ki telgraf anteni olarak kullanılması ve iletişimi kolaylaştırması nedeniyle bu fikirden vazgeçilmiş.. Ne büyük şans…

Eiffel’in biraz ilerisinde Seine Nehri‘ni botla gezebileceğiniz Batobus‘lar var. Bu botlara binince görmeniz gereken birçok yeri görüyorsunuz. Eiffel Kulesi, Musee D’orsay, Louvre, Notre Dame, Hotel Devielle… Mutlaka binin. 1 günlük biniş 15, 2 günlük 18, 16 yaşından küçükler için ise yarı fiyat.. 

Yukardaki fotoğraf commons.wikimedia.org‘den alıntıdır.

Musee Du Louvre (Louvre Müzesi): Çok görmek istedim. Tom Hanks‘in oynadığı Da Vinci Şifresi filmindeki müze. Sadece burayı gezmek 1 gününüzü alıyormuş. Biz Salı günü çıktık yola ve şansızlık Salı günü kapalıymış. Dışardan bile harika.. İşte Paris’e tekrar gitmem için bir sebep daha.. 🙂 

Parisliler “Avrupalı” tanımına tam uyuyor. Hatta buradan çıkmış bu terim bence, ne Almanlar ne Belçikalılar ne Flemenkler Parisliler gibi olamaz. Ben İngilizce bilmiyorum diyen en az sizin kadar İngilizce biliyordur. Neden bilmiyorum ama birçoğu İspanyolcayı da biliyorlar. Fransızca’ya gelince, çok milliyetçi eşim bile döndüğümüzde “Fransızca öğrenmek istiyorum” dedi 🙂 İnanılmaz cool bir dil. Birçok kelimemizin Fransızcadan geldiğini göreceksiniz. Metroda en çok karşılaşacağınız ‘Sortie‘ gibi. Evet sortie, çıkış demek ve Paris dışındaki polis ve asker karışımı kolluk Kuvvetlerinin arkasında ne yazıyor tahmin edin ‘Cenderme‘ 🙂 Bunlar aklımda kalanlar. Şehirde her milletten insan görmeniz mümkün. İnanılmaz bir turist sayısı var. Benim en çok ilgimi Hintli turistler çekti… Hepsi yerel kıyafetleri ile geziyor,  minikleri bile… Sanki hemen oracıkta Hint dansı yapacak gibi duruyorlar 🙂

 

Alışveriş: Paris inanılmaz pahalı bir şehir. Kesinlikle buradan alışveriş yapmayın.. Senede 2 kere indirim oluyormuş şehirde. Şansımıza biri bize denk geldi. Ama %70 indirimi bizim buranın normal fiyatı gibi. Şehir dışındaki butikler daha uygun. Eğer alışveriş yapmak istiyorsanız Chatale‘e mutlaka inin, burada oldukça uygun fiyatlara alışveriş yapabilirsiniz. Tasarım ürünlerin ikinci elini alabileceğiniz dükkânları da bulabiliyorsunuz. Ne yalan şöyleyim ben alışveriş yapmadım. Çok pahalı geldi… Hediyelik eşya ise en güzeli minik Eiffel Kuleleri. Bunları Eiffel’in yanında bulunan kaçak zencilerde ucuza alabilirsiniz. Biz 25 euro’ya baya bir aldık ama keşke daha çok alsaymışız çok taleplisi oldu. Ucuz ve kaliteli şarabı birçok yerden bulabilirsiniz. Şarabı seviyorsanız şanslısınız 🙂

Metro: Paris dünyanın en gelişmiş metro ağına sahip. İnanılmaz rahat, kolay ve hızlı. 3 kere taksiye bindim ama tekrar gidersem sadece metroyu kullanacağım. Arabadan çok daha kolay ve hızlı. Gitmek istediğiniz her yerde bir metro durağı bulabilirsiniz. Kesinlikle oteli metro durağı yakınında seçin. İnanılmaz rahat gezersiniz şehri. Disneyland‘a 2 kere gittik biri metro ve hızlı trenle, biri kuzenimizin arabasıyla. Hızlı tren durağı Disneyland‘ın içinde, otoparklar ise çok daha dışarı tarafta..  Otelinizden yada internetten mutlaka bir metro haritası edinin. Bir kere kullandıktan sonra sistemi çok rahat anlayıp, kolay kullanıyorsunuz. Elinizde turistik yerler listesinin olmasına bile gerek yok metro haritasında hepsi var. Hangi hatta bineceğiniz nerde ineceğiniz yazıyor. Metro durakları gezilecek yerlerin hemen yanında, çok yürümüyorsunuz.

Zamanımızın birçoğunu Disneyland’e ayırdığımız ve tatilin son 2 gününde Hollanda’ya geçtiğimiz için Paris’de gezemediğim, aklımda kalan onlarca yer var. Zaman kaybetmeden, önümüzdeki haftalarda tekrar gitmek istiyorum. Döndüğümde hem yazıyı güncelleyecek hem de çok daha güzel fotoğraflar paylaşacağım 🙂


SHARE
Previous articlePASAPORT ÜCRETLERİ
Next articleBEBEKLE TATİL

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here