Sabah  07:50, Samsun uçağı için Sabiha Gökçen Havaalanı’ndayız. Biletlerimizi Pegasus’tan kişi başı gidiş-dönüş toplam 160 TL’ye satın aldık. Oldukça heyecanlıyım çünkü hayatımda ilk defa Karadeniz bölgesinde bir yere gidiyorum.  Gidiş öncesi Budget’tan arabamızı kiralıyoruz. 2 gün için 180 TL. Arabamız Fiesta – dizel ancak manuel (tatil boyunca sadece 80 TL’lik yakıt harcamışız). Bu arada Samsun-İstanbul arası uzaklık: 737 km, Samsun-Ankara arası uzaklık: 419 km.
 

Arabamızı alıp yola çıkıyoruz. Samsun Havaalanı Çarşamba’da yani şehir merkezine biraz uzak diyebiliriz, yaklaşık 20 km. Yola çıktıktan yaklaşık 15 dk içinde kahvaltı yapacağımız yere ulaşıyoruz. Burası Kerimbey Konağı. Gitmeden önce biraz araştırma yaptık ve pidelerinin muhteşem olduğunu öğrendik, bu yüzden burayı tercih ettik. Burası Hilton’nun yanında ulaşımı kolay servisi oldukça yavaş yöresel bir konak. Pideleri ise inanılmaz güzel. Biz köy peynirli – kavurmalı karışık pide ve kıymalı pide istedik. Gelen pidelerin fotoğrafları yok çünkü o dakikada aklım çalışmadı ve sadece yemeye odaklandım 🙂 Sonuçta ise 10 dk içerisinde tabaklarımız bomboştu. Hatta servis görevlisi ‘hepsini yiyemeyiz demiştiniz ama güzel yemişsiniz’ diye üzerimizden espri yapma şansı bile buldu. Hesap ise 32 TL geldi. Yuppiii diyerek çıktık ve ilk durağımız olan açık hava müzesine dönüştürülmüş olan Bandırma Vapuru’na ulaştık. Gerçek Bandırma vapuru değil ancak birebir aynısını yapmışlar, içeride Atatürk ile ilgili fotoğraflar var. Müze girişi yetişkin 2 TL.

Açık hava müzesini gezdikten sonra  çıkıyoruz, bir sonraki durağımız Gazi Müzesi. Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’a geldiği zaman kalmış olduğu Mantıka Palas Oteli müzeye dönüştürülmüş, Atatürk’ün burada kullanmış olduğu eşyalar ve fotoğraflar sergilenmekte. Milli Mücadele’nin nasıl başladığına, hangi aşamalardan geçildiğine dair muhteşem bir müze olmuş. Oldukça etkilenerek geziyoruz. Giriş ücretsiz.

Samsun’un eski adı Amisos. Amisos Antik kenti Samsun’un 3-5 km ötesinde yer alıyor. Yakın tarihte (1995) keşfedilen Amisos Hazineleri ise Samsun Arkeoloji ve Etnografya Müzesi’nde sergileniyor.  Pazartesi günleri kapalı olan müze her gün 08.00-17.00 saatlerinde ziyarete açık. Samsun’da mutlaka yapılması gerekenler arasında bu hazineyi görmek de var olduğu için biz de görmüş bulunduk gerçekten de büyüleyici parçalar. Müzenin kalanını şöyle bir gezip “bu kadar tarih yeter” diyerek Samsun sokaklarına attık kendimizi.  



Klasik bir Anadolu şehri çarşısı burası. Merkezden sonraki durağımız ise Atakum. Yaz aylarının en hit mekanı olduğu kesin çünkü muhteşem bir sahili var sapsarı kumları incecik. Sahil yolu ise elde dondurma al ye gez o olmadı çekirdek çitle gez misali. 🙂 Instagramlık bir kaç fotoğraf çekiyoruz, aslında çok üşüyoruz ama fotoğraflarda üşümüyormuşuz gibi davranıyoruz. Artık Sinop’a geçme vakti diyoruz ve yola çıkıyoruz. Ortalama 1:30 saat sürüyor çünkü yol muhteşem ve yol boyunca manzaralara aşık oluyoruz.

Şimdiki durağımız Bafra. Hedefimiz Turgut Usta. En meşhur pidecisiymiş Bafra’nın.  Yine aynı siparişi veriyoruz. Kapalı kıymalı pide ve kavurmalı köy peynirli pide. Yumurta kırdırıyoruz yine üzerine. Kapalı kıymalı pidesi sabahkinden daha güzel ancak Kerimbey’deki peynirli pide de buradakinden güzel ama bunların hepsi İstanbul’daki tüm pidecilerin pidelerinden de güzel (Taksim ve Fatih’teki meşhur Karadeniz Pidecileri de bu listeye itinayla dahil edilmiştir). 
Karnımızı güzelce doyurup çıkıyoruz Bafra’dan.  Yol boyunca Aaaa, Ooooo, Çoook Güzel! Bayıldım! nidalarıyla Sinop şehir merkezine varıyoruz. Çünkü yol çok güzel, denizin üzerinde gibi gidiyorsun, sol tarafta ise muhteşem yemyeşil dağlar. Ankara’dan otobüsle gelmek isterseniz Sinop Birlik firmasının otobüslerini tercih edebilirsiniz. Buralara karayolu ile gelmek tabi ki daha zorlu. İşte Sinop’tayız, ilk olarak Otelimizi buluyoruz.
Otelimiz Beyaz Ev. Muhteşem bir beyaz ev gerçekten. Israrla istediğimiz 104 nolu odamıza yerleşiyoruz. Bu oda balkonlu, odadan denizin dibini görebiliyoruz. Muhteşem bir manzarası var. Otele yerleştikten sonra Sinop’un merkezine gezmeye çıkıyoruz. Minicik bir yer. Ama sıcacık, insanları güler yüzlü ve iyi niyetli. Havası biraz daha yumuşak. Sahil boyunca yürüyoruz, kalenin içinden geçiyoruz, merkezdeki hediyelik maket gemi satan dükkalardan ilkine giriyoruz. Dükkanın adı Akmanoğlu, içeride dünya tatlısı bir teyze var. Sohbet ediyoruz sonra eşi geliyor fotoğraf istiyoruz. O kadar tatlılarki başka bir dükkana girmek ihanet olur diyerek tüm hatıralıklarımızı buradan alıp çıkıyoruz.
Şimdiki durak tabiki Teyze’nin Yeri. Enfes bir mantısı var. Karışık mantı söyleyin derim ben. Yarısı cevizli yarısı yoğurtlu. Bolca yiyin ve insanlıktan çıkın. İtiraf ediyorum annemin yaptığı mantıları bahis dışı tutarsam hayatımda yediğim en lezzetli mantı buradaki !

Mantımızı yedikten sonra yürüyoruz şehir içinde, sahilde çay bahçeleri var oralarda çay içebilirsiniz. Ama biz biraz daha kalori alabilmek adına merkezdeki bir fırından cevizli üzümlü Nokul alıyoruz. Nokul Sinop’a özgü hamur işi bir yiyecek. Biz çok mutluyuz ama midelerimiz bizden daha mutlu. Sanki aylarca aç kalmışız ve bu anı beklemişiz gibi.
 

Ertesi sabah güneş bizi uyandırıyor. Muhteşem bir manzara var, hava biraz rüzgarlı sadece. Hazırlanıp kahvaltıya iniyoruz. Hayatımda yediğim en güzel yöresel serpme kahvaltılardan burası. Sıcacık su böreği ve katmer, tereyağlı yumurta ve pekmez ezmesi sofranın birincileri. Normal bir insan ne kadar yerse sanırım iki katını yiyip çıkıyoruz Otelden. 

Bu Otel bir aile işletmesi. Çok cana yakınlar. Yemekleri  ve kahvaltısı oldukça meşhurmuş Sinop’ta.  Kahvaltı sonrası tekrar Sinop merkeze iniyoruz. İlk durağımız tabiki Sinop Cezaevi. Giriş 5 TL, müzekartınız varsa ücretsiz. İnanılmaz etkileyici bir müzeye dönüşmüş cezaevi film platosu olarak da kullanılıyor şimdilerde. Bir dönemin en azılı katillerinin hapis yattığı cezaeviymiş. Zindan’a korktuğum için giremedim ama zindandaki zincirler bile tarihi o dönemden kalma. Sabahattin Ali’nin odasını görebilirsiniz, gezerken şiirlerini okuyun duygulanın. Eğer şansınız varsa 15 yıl Sinop Cezaevinde hapis yatan Hüseyin bey’den cezaevinin hikayelerini dinleyin. (ben ağladım siz kendinizi tutun ağlamayın).

Sinop’tan ayrılmadan Neşe Pastanesi’nden Nokul almayı unutmayın. Sinop’ta 3 ayrı pastaneden Nokul denedik ama bence en iyisi Şen Pastanesi’ninkiydi ! (yuvarlak nokul 5 TL, ince nokul 2 TL) cebimize nokul’larımızı doldurup İnce Burun’a doğru yol aldık.
Burası Türkiye’nin en kuzey noktası. Manzara muhteşem, manzara karşısında çay içmek muhteşem, Swarm’da kendinizi burada etiketlemeniz ise paha biçilemez !


İnce Burun sonrası hedefimiz Gerze! Minicik bir yer burası, güzel bir sahil şeridi var. Çok sakin, havası tertemiz. Görmeden dönmeyelim dedik birde üzerine harika bir barbun ve yeşil salata yedik. (Hesap 2 kişi 32 TL geldi)
 
Ve dönüş için Samsun yoluna tekrar çıktık. 
 
Herşey dahil kişi başı 500 TL’ye mal oldu bu kısacık tatilimiz, elimizde ise güzel mi güzel hatırlarımız kaldı J
 

 

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here