FLORANSA, SANATIN KALBİ…

0
50
Tahmin ettiğimizden azıcık geç ama çok keyifli bir yolculuk sonrası işte Floransa‘dayız. Neden bilmiyorum ben burayı ilk gelişimde hiç sevmedim. Sanırım bunun sebebi çok soğuk olması ve iliklerime kadar üşümüş olmamdı. Yoksa Floransa‘yı beğenmemek için deli olmak lazım 🙂

Toscana Bölgesi‘nin başkenti olan Floransa şiir gibi bir şehir. Arno Nehri‘nin etrafına kurulmuş, Leonardo da Vinci ve Michelangelo gibi önemli sanatçılara ev sahipliği yapmış kentin sokakları haliyle sanat kokuyor. Başlı başına Ponte Vechio bile bu şehre hayran olma nedeni olabilir…

Floransa, İtalyanca adıyla Firenze sanatın ve rönesansın başkenti. Burada yaşamış olan Medici ailesi şehrin her noktasına izler bırakmış ve zamanın yetenekli ressamlarını ve mimarlarını Floransa‘ya çekerek sanatın gelişmesine destek olmuşlar. Şehri gezerken anlıyorsunuz ki bu Medici’ler gerçekten de büyük aileymiş..

Santa Maria Novella Tren İstasyonu‘nda inince ara sokaklardan yürüye yürüye Piazza del Duomo’ya ulaştık. Siz de öyle yapın ve taksi otobüs falan hiçbirine binmeyin, zaten minnacık şehir, bol bol yürüyün.

Ferrarilere dikkat 🙂



Hava kararmıştı ve aydınlatma o kadar güzeldi ki hayran kaldık katedrale. Ertesi gün Duomo’ya birkez daha geldik etrafında takıldık ve bir kez daha hayran olduk.



Katedral ile ilgili yazıya Floransa Katedrali tık tık ‘dan ulaşabilirsiniz. Meydan turistler için en görülesi yapıları barındırdığı için günün her saatinde oldukça hareketli. Zamanınız varsa merdivenlerinde oturun, etrafı izleyin, dondurmanızı yiyin 🙂 Tabi bunu ancak zamanınız varsa yapabilirsiniz çünkü turistlerin odak noktası olan bu meydandaki yapılara girip gezebilmek için azcık sıra beklemeniz gerekiyor. Bunlardan biri de Campanile di Giotto yani Giotto’nun Çan Kulesi. Benim o kadar zamanım yok hepsini ayrı ayrı gezemem derseniz bence Katedralin içini gezin ama kubbesine çıkmayın ve onun yerine Giotto’nun Çan Kulesi‘ne çıkın.. 414 basamak ama sonunda karşılaştığınız manzara şahane..




Katedralin merdivenlerine oturduğunuzda hemen karşınızda sekizgen yapıda Aziz Giovanni Baptisteri yani vaftizhane var. Buranın kapılarını tek tek incelemek bile zaman ister ki nasıl yapıldığını hayal edemiyorum.


Piazza Duomo‘dan istemeyerek de olsa ayrılıp giriyoruz yine ara sokaklara. İtalya’da harita takip etmeye bayıldığımı da araya sıkıştırayım. Çok başarılı olduğumu söylemiyorum o iş Emrah’ın ama olsun 🙂 İstikamet Piazza della Signoria, tartışmasız Floransa’nın en güzel meydanı hatta belki de İtalya’nın.





Meydanda bir çok heykel var, yani sanki bir meydanda değil de bir müzede gibi hissediyorsunuz.





Heykellerden biri de tabi ki Michelangelo’nun Davut heykeli’nin replikası. Michelangelo‘nun Davut heykelini tamamladığında 30 yaşını bile doldurmamış olduğunu da belirteyim. Michelangelo öylesine hayranlık uyandıran bir eser yaratmış ki bizzat Papa 2. Giulio tarafından Roma’ya çağırılmış ve bu davetin sonrasında ünlü Sistine Şapel‘ini boyama görevini üstlenmiş. Heykel’in orjinali Galleria dell’Accademia‘de sergileniyor.

Galleria dell’Accademia’deki Davut Heykeli, alıntıdır


Bizim gidip görme şansımız olmadı ama siz gitmek istiyorsanız mutlaka önceden biletlerini alın ki uzun uzun sıra beklemek zorunda kalmayın. 2015 fiyatları tam 15.75 euro, İndirimli 11.75 euro. Bilet almak için tık tık !


Meydan öyle güzel ki… Medicilerin ilk sarayı Palazzo Vecchio yani Eski saray ve  dünyanın en büyük Rönesans sanatı kolleksiyonu Uffizi Galerisi de bu meydanda.. Buraya mutlaka zaman ayırın, oturup yemek yemek ya da birşeyler içmek de keyifli. Yeri gelmişken hemen tık tık neler varmış Uffizi Galerisi‘nde!

Müze gezisi sona ermişken akşama doğru Ponte Vecchio‘da yani Eski Köprü’deyiz.  Köprü gerçekten çok eski dolayısıyla insan sanki farklı bir zamana akıp gidiyor. Ah bir de bu kadar kalabalık olmasa şahane olacak 🙂 Köprü’nün üzerinde pek çok dükkan var. Burada eskiden dericiler ve kasaplar varmış ve haliyle etrafa kötü bir koku yayılmaktaymış. Cosimo I de’ Medici‘nin isteği üzerine  Giorgio Vasari Palazzo Vecchio ve Palazzo Pitti‘yi birbirine bağlayan bir koridor tasarlamış ve adına Vassari Koridoru denilmiş. Köprü’nün 2 sarayı birbirine bağlamasıyla da derici ve kasapların varlığı sona ermiş çünkü saray sakinleri ve misafirler kokudan rahatsızlık duymaya başlamışlar. Onlar gitmiş yerlerine kuyumcular gelmiş. 1900 yılında da köprü üzerine ünlü italyan kuyumcu  Benvenuto Cellini’nin büstü dikilmiş.



Ertesi gün güzelce kahvaltımızı yapıp çıktık sokaklara. Via Borgognissanti‘de pek çok araba kiralama firması bulunuyor. Biz nasıl seçtik diye sorarsanız sokağın başından başladık sormaya “Elinizde Fiat 500 var mı” diye 🙂 Sadece Auto Europa‘da vardı onu tercih ettik. Arabamızı kiraladık ve artık Floransa’yı arkamızda bırakıp Toscana kasabalarına doğru yola çıkabiliriz derken o da ne, göreceğimiz bir yer daha var ve neredeyse arabamızın keyfine kendimizi kaptırıp Michelangelo Tepesi‘ne gitmeyi unutuyorduk! Bu tepe evet çok ama çok güzel,  şehrin manzarası nefes kesici ama bir rüzgar vardı ki çok da tadını çıkabildiğimizi söyleyemeyeceğim. Mümkünse gün batarken gidin. Arabanız yoksa taksiyle gidebilirsiniz yada toplu taşıma ile ve sonra da yürüye yürüye inersiniz.

Floransa’da Yemek
Biz öğleni Piazza della Signoria‘daki restorantların birinde pizza ve şarapla geçiştirdik. İtalya’da kötü pizza yedim diyen biri yoktur sanırım, bizim yediğimiz de yine çok çok lezzetliydi. Ama garsonlar genellikle özellikle böyle turistik meydanlarda kaba. Garson amca masaya istemediğimiz bir pizza getirdi, yanlışlıkla. “Biz bunu istememiştik” dedik ve o bağırmaya başladı “Calzone istedin ben de sana Calzone getirdim işte sana Calzone” diye 🙂 Sonra servis kağıdına baktı ve hiçbirşey söylemeden aldı pizzayı arka masaya koydu 🙂 Neyse biz güldük geçtik.

Akşama doğru ise yine meydana yakın sokaklardan birinde bulunan La Prosciutteria’da yedik. Şimdi buralara kadar gelmişken soğuk et tabaklarından denememek olmazdı ve burası gerçekten de doğru seçim! Ben daha çok peynir yedim ve peynirlerine de bayıldık. Dekorasyon, servis, sunum, lezzet, fiyat herşey süperdi ve kesinlikle tavsiye ediyorum. Şarapları da tabi ki enfes. 


Adres : Via dei Neri 54r


Floransa’da Konaklama
Biz Floransa’da kalacağımız oteli önceden ayarlamamıştık. O yüzden de elimizde valizlerimizle hem bütün şehri gezdik hem de otel aradık. Böylesi de çok keyifliydi ama birkaç saatten sonra zor gelmeye başladı. Daha önce de söylediğim gibi otellerde zaten standartlar çok yüksek değil bir de hava karanlıksa böyle bir kasvetli sevimsiz görünebiliyor bazıları. Biz gezdik gezdik ve sonunda Residenza Della Signoria‘da kaldık. Çok ama çok güzel bir otel. Aslında tercihimiz ucuz ve temiz otellerde kalmaktan yana ama burası ne yazık ki çok ekonomik değildi. Konum olarak ise kesinlikle mükemmeldi.

Floransa’dan bu kadar… Şimdi biz kaçtık… Akşama San Gimignano‘yız…

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here