Şu an Akbük’de olsak da o ayrı bir yazı konusu, ben şimdi çok etkilendiğim daha doğrusu bayıldığım bir yerden bahsedeceğim. Kaz Dağları…

Akbük’te keyifle geçen 3 günün ardından börülcem görümcem Elif ablamın eşi Hakan abim “haydi Akçay’a gidelim” dedi, onun ailesi de orada. Görmediğimiz bir yer olduğu için de ayıla bayıla atladık bu fikre ve sabah erkenden çıktık yola. Akbük’ten Akçay yaklaşık 300 km ve sohbet muhabbet “aa burası ne güzelmiş şurada bir mola versek mi’ derken 5 saaten fazla süre sonra Akçay’dayız. Ev sahiplerimizin hazırladığı çok lezzetli, bol zeytinyağlı yemeklerle bezenmiş öğle yemeği sonrası atıyoruz kendimizi denize. Bugünü kumsalda kapatmak en doğrusu çünkü yarını gezmeye ayırdık. Akçay kalabalık, nedense çok sevimli sessiz sakin bir yer hayal etmiştim açıkçası biraz hayalkırıklığı yaşadım.

Akçay etrafında gezebileceğiniz çok güzel yerler var. Biz bugün  Sütuven Şelalesi ve yanıbaşındaki Hasanboğuldu Göleti’ne  gidiyoruz. Yanımızda rehberimiz olduğu için açıkçası nereden döndük ne kadar gittik takip etmek yerine doğanın güzelliğine bıraktım kendimi. Sadece şunu söyleyebilirim ki Akçay merkeze 15-20 km uzaklıkta, Zeytinli’ye doğru sapın ve tabelaları takip edin. Olmadı Zeytinli’ye gelince bir bilene sorun. 
Arabamızı park edip başlıyoruz yürümeye, burası aslında bir Milli Park ve gerçekten muhteşem! Heryer şırıl şırıl su. 
 
Öncelikle söyleyim rahat ayakkabılar giyinin, kayaların, çakılların, dalların ve suların üzerinden seke seke gideceksiniz. Parmak arası terlikle ben zorlanmadım ama Emrah çok zorlandı. Bir de mutlaka yanınızda yiyecek birşeyler olsun. Hakan abimin annesi yanımıza börekleri meyveleri koyarken “ne gerek var” diye mızmızlandık ama iyi ki koymuş. temiz hava acıktırıyor ve suların üzerinde yada kenarlardaki masalarda vereceğiniz minik bir mola inanılmaz keyifli. Temiz hava demişken Kaz Dağları’nın Alpler’den sonra dünyanın en fazla oksijen üreten dağı olduğunu biliyor muydunuz? Zaten bu çarpılmanın başka bir açıklaması olamaz 🙂
 
Hasanboğuldu Göleti’nin adından da tahmin edeceğiniz gibi çok da hüzünlü bir hikayesi var aşağıda anlatacağım gibi. Ben duyunca tam da türk filmi konusu dedim ve gerçekten de bir türk filmi çekilmiş Hasan ve Emine’nin aşkını anlatan 🙂
Hasanboğuldu Göleti’nin Hikayesi

Hasan Boğuldu bir aşk hikayesini ve onun hazin sonunu anlatır. Obalı Emine’yle Ovalı Hasan’ın aşk hikâyesi… Hasan’la Emine birbirlerini severler ve Hasan Emine’yi ailesinden ister. Oba geleneğinde ise Emine’nin Hasan’la evlenmesi için bir şart vardır. Hasan’ın köyden Oba’ya kadar hiç dinlenmeden sırtında bir çuval tuz getirmesi gerekir. Hasan bunu kabul eder. Emine’de Hasan’la birlikte gider. Hasan köyden bir çuval tuzu alır ve yola koyulur. İlk zamanlarda zorlanmaz ama güneşin ve yorgunluğun tesiriyle terler ve çuvaldaki tuzlar sırtını yakmaya başlar. Hasan Gökbüvet mevkiine gelince gücü tükenir ve kayalardan yuvarlanır. Emine sabah olunca Hasan’a hediye ettiği yazmayı suda bulur ve üzüntüsünden aynı yazmayla kendini suyun başındaki çınara asar. 

Hatta Sabahattin Ali’nin bu hikaye ile ilgili bir şiiri varmış..

Hikaye çok buruk ama Şelale de Gölet de çok güzel, buz gibi suya girebilirsiniz ama ben girmedim. Buraya kadar gelmişken girmemek olmaz diye düşünsem de soğuk sularla aramdaki buzlar erimiyor.
Ah Kazdağları.. Anlatıldığından da güzelmişsin.. Kekik kokuyor heryer hani bildiğimiz kekikten daha güzel olan limon kekiği.. Almadan dönmeyin!
Gezecek çok yer var ve zamanımız dar.. Mis gibi havayı içimize çeke çeke dönüyoruz… 

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here