Akyaka’da tekne turundan yeni dönmüşüz ve yorgunuz ama yetmez, Zeynep “Hadi Sultaniye Kaplıcaları‘na gidelim” diyor ve yola çıkıyoruz… Tekne turuna çıkanlar bile saatlerce deniz ve güneş oldukça yorar insanı ama bu bizim zamanımız kısıtlı ve görmek istediğimiz daha çok yer var. Sultaniye Kaplıcaları‘na aslında Dalyan‘dan kalkan teknelerle de gidilebiliyor ama biz bu şekilde daha rahat olacağını varsaydık. Bunun en büyük sebebi teknelerle bir anda çok sayıda kişi gidiyor ve kalabalık oluyor, vıcık vıcık çamurda bir de o kalabalıkla olmak istemedik. Köyceğiz‘e kadar yol mükemmel ama sonra tek yola düşüyor ve biraz sıkıntılı, gece çok geç saate kalmamakta fayda var.

Tam Köyceğiz Gölü‘nün kıyısındaki tesise geliyoruz.. İçinde gri çamur olan bir havuz.. 
 

Oysa biz dere yatağı gibi bir yerde doğal çamurla karşılaşacağız sanıyorduk. Güneş etkisini kaybetmiş, ortalıkta kimsecikler yok… Görevliler ve biz 🙂 Hiç çekici olmadığını söyleyebilirim. Giriş ücretli 4-5 tl gibi birşey. Havuza girerken terliklerimizi çıkarmıyoruz çünkü zemin nasıl bir his veriyor bilmek istemiyoruz. Dibi görünmeyen denize bile giremem ben. 

Burası tam anlamıyla bataklık. Terliğim dibe takılıp kaldı, çıkarmaya çalışırken de koptu 🙂 Diz kapağımıza gelmiyor çamur seviyesi ama biz 3 basamaklı merdivende kalakalıp, tam inmemekte ısrar ettik. Hayır, buraya kadar gelmişiz bari girelim diyoruz ama ne mümkün… Zeynep “çamuru nereden getiriyorsunuz” diye sordu oradaki görevliye, yakınlardaki bir köyden traktörle getiriyorlarmış. Yaklaşık ayda bir yenileniyormıuş çamur. Biz bu kadar tedirgin davranırken görevliler şaşkın! “Gündüz buraya tekne turlarıyla gelirler, inanılmaz sıra olur birçoğu giremeden dönmek zorunda kalır, girin birşey olmaz” diyor bir tanesi. Çok faydalıymış!! Neyse madem öyle haydi dedik ve o çok şifalı çamuru vucudumuza sürdük, bir de ne görelim!! Yan taraftaki cafenin zemini yıkanıyor ve olanca pis su havuza 🙂 Rezalet… Adamı uyardıktan sonra kenara çıkıp kurumaya bıraktık kendimizi. O esnada gelen bir grup turist atıyorlar kendilerini havuza. Bildiğiniz yüzdüler, daldılar, çıktılar, battılar. Onları izlerken kendimizi biraz tuhaf  hissettik tabi ama gerçekten nereden geldiği belli olmayan bir çamur, daha da fenası işte pis su mu geliyor havuza temiz mi kimsenin umrunda değil. Ne bileyim, çok da sevimli değildi! Çamurdan çıkanlar genelde Köyceğiz Gölü‘ne giriyormuş… Sazlıklar falan, orada su yılanı da olur garip balıklar da, hiç sevmeyiz 🙂

 


Sıcacık kaplıca suyu ile duşumuzu aldıktan sonra Kleopatra Havuzu‘na girdik, işte burası güzel.. Sıcacık, kükürtlü berrak su insana dinginlik veriyor… Temiz mi, içinde ne var bilemem ama en azından hissiyatı çamur banyosu gibi değil… 

Sırada pedikürcü balıklar var 🙂 

3 dk’sı 5 tl olan akvaryumlara ayaklarınızı sokuyorsunuz  ve minik minik bir dolu doktor balık ölü derileri temizliyorlar, çok keyifli… 🙂 Singapur’dan geliyormuş balıklar ve burada üretilememeleri için kısırlaştırılmış olarak gönderiliyorlarmış.


Bu kadar çamur banyosu muhabbeti yeter diye düşünerek Akyaka‘ya dönüş yoluna çıkıyoruz… 

Çok açız ve hem güzel hem de hafif birşeyler yemeği planlıyoruz.. Hemen duşumuzu alıp atıyoruz kendimizi merkeze.. Midyeler bize göz kırparken mekan arayışındayız, hiç uzatmayacağım Portakal Çiçeği‘ne oturuyoruz..

Aman tanrım!!Herşey nasıl güzel, nasıl bol!Minicik mekan zaten çok fazla sevimli.. Çok ama çok lezzetli yemekler… Aradığımızı bulduğumuzu hissediyoruz. Tam arkamızda Şevval Sam oturuyordu arkadaşlarıyla ve onlarda yemekleri öve öve bitiremediler. Yemek sonunda gelen Girit tatlısı zaten anlatmakla bitmeyecek bir lezzet. İçerisinde kurusundan tazesine çeşit çeşit meyve ve tahin.. Hem hafif hem leziz…



Sabah kahvaltıya yine Portakal Çiçeği‘ndeydik.. Yine çok güzeldi..:) 


Akşam yine Portakal Çiçeği‘ndeydik ve eminim 3 değil 13 gün kalsak yine sabah akşam bu mekanda olurduk…


İşini sevgiyle, sanki evinde gibi yapan bu bayanlar eminim ilerde çok daha başarılı olacaklar ve Akyaka bu hızla keşfedilmeye devam ettikçe Portakal Çiçeği de büyüyecek… Akhisar Köftecisi‘nin hemen yanında bu arada… Fiyatları da inanılmaz uygun.

PS: 1 sonraki yıl giden arkadaşlarımız Portakal Çiçeği’nin kapanmış olduğunu söylediler, çok üzüldük…

 


YORUMLARINIZ DEĞERLİ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen isminizi buraya girin