AKYAKA YENİDEN

0
587
Yeniden Gökova..

Dalyan‘dan çıktıktan yaklaşık 1,5 saat sonra Akyaka‘dayız.. Çok yer gördük ama Akyaka‘nın havası, tadı, biz de bıraktığı keyif apayrı.. 

Gece geç saat ve hemen otel bulmalıyız.. Azmak tarafından giriş yaptığımız için önce buradaki otellere bakıyoruz.. Otel demişken pansiyon, hotel, apart karşımıza ne çıkarsa.. Fethiye‘de kaldığımız yer içimize tam anlamıyla sinmemiş olduğundan burada kararımız net.. Mutlaka işte burası diyebilmeliyiz.. Bu taraf merkeze göre daha sakin daha temiz daha özenli… 2 yıl önceki yazımda Ceylan Apart‘ta çok ama çok uygun bir fiyata kaldığımızdan bahsetmiştim ama şimdi aradığımız şey daha farklı.. Daha ferah ve daha güzel olmalı… Merkeze de baktık, yine söylediğim gibi Akyaka‘da kalacak yer sıkıntısı çekmeniz çok zor.. girdiğiniz bakkalın bile size göstereceği bir daire mutlaka vardır 🙂 Merkezdekiler biraz bakımsız kalmış çünkü Akyaka da kalabalıklaşmış… Neyse uzun lafın kısası siz uzak falan demeyin, ki zaten merkeze yürüme mesafesinde olan  Azmak tarafındaki otelleri seçin…


Otel ararken gördüğümüz midye tezgahında Zeynep sayesinde biraz (!) zaman geçirdik 🙂 Ne yalan söyleyim gerçekten lezzetliydi. Gezmeye ve tabi ki midyeye otel bulduktan sonra devam etmeye karar verdik ve döndüğümüzde tezgah boştu, yeni midyeler bekleniyordu, biz de bekledik. Sıcacık tazecik geldi midyeler. Biz neyse de Zeynep’i tezgah başından alabilene aşkolsun 🙂

Çok fazla yer baktık ve Palmiss Apart Otel‘de kalmaya karar verdik. Yepyeni kocaman 1+1 daire, kocaman demişken gayet ciddiyim 🙂 Otelde 60 m2 + 12 m2 teras 6 adet oda ve 26 m2 + 20 m2 teras 2 adet VIP odası bulunmakta. Nasıl ferah, nasıl huzurlu.. Geniş balkon Azmak manzaralı. Oğuz Bey ve Mustafa Bey işletiyorlar. İçerdeki odada var ama giriş odada klima yok, zaten  Akyaka‘nın mis gibi havasında hiç de gerek yok. Penceremizi de kapattık öyle uyuduk. Kaş ve Fethiye‘nin dayanılmaz sıcağından sonra harika geldi.. 


İnanılmaz dinlendirici bir uykunun ardından Mustafa Bey’in uyandırmasıyla saatin farkına varıyoruz. Bir an önce kahvaltımızı yapmalı ve tekneye yetişmeliyiz. Kahvaltı? Tazecik, lezzetli, iştah açıcı. Kalkmak ne mümkün… Tatili bu kadar hızlı yaşamıyor olsak rahat rahat otursak diyoruz ama önümüzde uzun bir gün var ve tekneyi kesinlikle kaçırmamalıyız.

 


Sahilden geçip Liman’a iniyoruz..

 


Kesinlikle zaman yönetimi konusunda çok zayıfız 🙂 “Bugün Gökova 7 kalkıyor” diyorlar. Kocaman bir tekne ve tıka basa dolu! Kafamız öyle karışık ki… ‘Sessiz tur varmış, ne zaman kalkıyormuş, kaç liraymış, kaç kişiymiş? Hangisine binsek ne yapsak? O mu? Bu mu?’ derken biraz yaşlı ve sevimli bir amcayla da ayaküstü konuşmaya başladık ve hemşehri çıktık 🙂 “Kızlar gördüğünüz bu 3 tekne de benim” diyor… Yok yok balıkçı kayığından bahsetmiyor, ortalama 200’er kişilik 3 tekne 🙂 Gökova 7 kadar büyük ama çok çookkk daha az kişi olan bir tekneyi -Acenta Teknesiymiş- gösterip “Hadi siz buna binin” dedi. Normalde o tekneye dışardan almıyorlar yani o sevimli amca bize iyilik yaptı ama biz hala iyi mi yaptık, kötü mü diye düşünürken Akyaka‘yı arkamızda bırakıp Gökova‘nın masmavi sularına açılıyoruz. Güneş yakmıyor ama Fethiye‘de Volkan 4 ile biraz fazla dalga geçtiğimizi farkediyoruz. Müzik çok fazla, sohbet etmek zor. Bir önceki Akyaka yazımda teknede gırgır, şamata, yüksek müzik yok ne güzel demiştim sanırım artık bu geçerli değil. Neyse, en azından tıka basa dolu değil, ferah…

Daha önce Gökova tekne turundan bahsetmiştim… Her koy birbirinden güzel… O yüzden tekrar anlatmayacağım.. Aşağıdaki bağlantıdan diğer yazıma ulaşabilirsiniz.

http://www.gezinceguzel.com/2010/09/gokova.html 

 
 
Teknede en sevdiğimiz olay binişte kullanılan platformun koylarda durulduğunda merdiven haline gelmesi oldu, keyifli 🙂 Öğle yemeğinde ek bir ücret karşılığında çupra alabildik ki, bu bizim için gerçekten turu mükemmel bir hale dönüştürdü… 

Acenta teknesine binmenin faydalarından da tabi ki yararlandık ve Sedir Adası‘ndaki antik kenti rehber eşliğinde gezmenin tadı paha biçilemezmiş bunu da gördük 🙂


Kleopatra için yapılan kalp şeklindeki kayalar bizi bizden aldı.. Bol bol oturduk üzerlerine… Aşık olunuyormuş falan 🙂




Sedir Adası ve İncekum gerçekten çok güzel ama şu an daha net söyleyebilirim ki Fethiye‘deki o minnok tekne ile yaptığımız tur daha keyifliydi. Bir kere teknenin küçük olması, olayı biraz daha özelleştiriyor bir de Fethiye‘nin koyları inanılmaz güzel… 

Son günümüzde başka başka koyları gezelim dedik, Akbük‘e gittik.. Çok beğendik.. Deniz birden derinleşiyor ve burada mutlaka dalarak bu manzarayı görmelisiniz… Yüzeyin altında bir uçurum… 🙂 Bu yol üzerinde bir dolu koy var zaten denize girebileceğiniz..


Akbük‘ün ilerisinde askeri alana gelmeden şahane bir mekan var.. Burada hem denize girebilir hem yemek yiyebilirsiniz… Deniz sığ ve kum… Çok güzel.. Ayrıca daha da ilerde Ören var.. Bir arkadaşım bu yıl Ören‘e tatile gitti ve çok ama çok beğenmiş… Yaklaşık 30-40 km Akyaka‘ya…
 

Akşam, seneye bambaşka yerlerde yine çok keyifli bir tatil yapmak için sözleştik ve Zeynep’i yolcu ettik İstanbul’a… Çok güzel bir hafta geçirdik gerçekten.. O kadar alışmışız ki o gidince inanılmaz bir boşluk oldu 🙁


Sonraki yazımda tekne dönüşü gittiğimiz Sultaniye Kaplıcaları ve Akyaka‘da yediğimiz muhteşem akşam yemeğinden bahsedeceğim 🙂



Diğer gezi yazıları için tık tık!


1 COMMENT

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here