Hiç şaşmaz 🙂 Yola 3’de çıkalım desek 5’den, 5’de çıkalım desek kesinlikle 7’den önce çıkamayız 🙂 Yine öyle oldu ve saat sabaha karşı 5, yollardayız.. Tatilin en sevdiğim anlarından biridir.. Eskişehir yolu bomboş ve biz Ankara’yı arkamızda bırakmışız gidiyoruz…

Bu, Antalya tarafına 2. seyahatimiz ve yine aynı şey oluyor… Yol bitmiyor… Biz “aa burayada bakalım, bir de şuraya mı uğrasak” diye çok zaman kaybettik evet ama Kaş’a akşama doğru 17:30’da ulaşmamız biraz çok olmamış mı? 🙂

2012 tatilinin ilk yazısı bu ve hemen paylaşmak istediğim bilgi, tam 2100 km yol yaptık ve sadece 350 tl lik LPG ile 🙂 Şahane değil mi? Sponsorumuz Mehmet Abimize çoookkk çokkkk teşekkür ederiz 🙂 

Nihayet akşama doğru Kaş’tayız.. 
 

Hava çok ama çok sıcak… Manzara enfes… Hani böyle hemen sizi sarıp sarmalayan sıcacık bir yer… Bir yerle karşılaştırayım, desem yapamam… Kaş’ın heryerinden görünen manzara öylesine büyüleyici ki onu başka bir yerle karşılaştırmak şimdilik haksızlık olur… 
Güzel, gizemli Likya…. Kısaca tarihine bakacak olursak, arkeolojik buluntularla kanıtlanan Habesos adı, antik kentin en eski adıdır. Antik kent tarihte Antiphellos ismi ile anılmıştır. Karia ve Likya Bölgeleri arasındaki bağlantıyı sağlayan yolların kesişme noktasında bulunan Antiphellos, aynı zamanda bir ticaret limanıdır. Makedonya Kralı Büyük İskender’in, Anadolu seferi sırasında, Krallığın egemenliği altına girmiştir. İskender’in genç yaşta ölümünden sonra bölge, Seleukoslar’la Ptolemaioslar arasında el değiştirmiştir.

Antik kent, Roma Dönemi’nde önem kazanmış ve Bizans Dönemi’nde Piskoposluk merkezi olmuştur. Bu dönemde Arap akınlarına uğramış daha sonra Anadolu Selçuklu topraklarına katılarak Andifli adını almıştır.Anadolu Selçuklu Devleti’nin yıkılmasını takiben Tekeoğulları Beyliği yönetimi ele geçirmiş ve Osmanlı Devleti ilçeyi Yıldırım Beyazıt zamanında topraklarına katmıştır. 


Kaş ve etrafında onlarca ören yeri var… Deniz ve tarih tatilini içiçe yaşamayı çok seviyor olsak da zamanımız yetmediği için gezemedik.. Bir daha ki sefere bırakalım dedik 🙂

4 yıldır ilk kez ramazan dışında bir dönemde tatile çıkıyoruz.. Beklentimiz daha kalabalık daha pahalı olması.. Hatta bazı arkadaşlarımız “Napıyorsunuz, yer bulamazsınız, mutlaka ayarlayın öyle gidin!!” dediklerinde bizim de içimiz azcık kıpırdandı, aradığımız birçok otel/pansiyon da hiç yerlerinin olmadığını söyleyerek heyecanımızı arttırdı.. Hayır hayır panik olmayın sakın, yine söylüyorum bilmediğiniz bir yere giderken kesinlikle önceden ayarlama yapmayın… Otel mükemmeldir, daha önce gitmişsinizdir, biliyorsunuzdur, orada kalamazsam çok üzülürüm diyorsunuzdur falan tamam ayarlayın. Öyle değilse, hem uygun hem güzel bir yerde kalayım, uyuyacağım yatak, banyonun temizliği  benim için önemlidir diyorsanız inanın gerek yok… Sokakta kalmazsınız inanın… Kaş’ta Pansiyon diye aradığınızda birsürü kalacak yer çıkacak karşınıza.. Unutmayın bu otellerin ya da pansiyonların hemen hepsi web sayfalarına en güzel odalarını koyarlar 🙂  İnternette çok beğendiğimiz bir pansiyon vardı Kaş’ta ve ben gerçekten gitmeden oradan oda bulma konusunda biraz ısrarcı oldum ama nafile… “Odamız yok” dediler..  Kaş’ta gezerken buranın da önünden geçtik ve “hadi bir daha deneylim şansımızı” dedik… 2 odaları boştu (!)… Ne yazık ki odalar internette göründüğünden çok çok çokkk farklı olduğu için düşünmedik…


Çukurbağ Yarımadası’nda birbirinden şık oteller var… Özellikle Lukka… Biz o tarafta kalmadık ama otelleri gezdik… Kesinlikle mükemmel bir butik otel… Zerafet, şıklık, temizlik her ayrıntısında sizi buluyor… Ben Korsan Ada Oteli çok merak ediyordum ama ne yazık ki aradığımı bulamadım… Odalar küçük, pansiyon havasında… Tam bir hayal kırıklığı oldu ancak kalmadığımız için söyleyebileceklerim bu kadar…

Biz kendi tatilimize dönelim.. Küçük Çakıl tarafında sıra sıra bir sürü pansiyon/otel var… Arabanızı parkedin bir yere, gezin… Kaş’a kadar gelmişseniz nerede kalırsanız kalın ama mutlaka manzaralı olsun odanız…  Biz gezdik, oraya baktık, oradan çıktık şuraya baktık sonunda mükemmel odayı bulduk 🙂 Linda Otel!! 
 

Çatı katında, bembeyaz, modern, mükemmel banyolu harika bir oda!!Manzara? Büyüleyici… 
 

Gerçekten sınıfına, parasına, beklentilere göre odaları çok çok iyi… Buzdolabı, LCD TV, klima, balkon… İnanın abartmıyorum… Ancak bina yenilenmiş dolayısıyla özellikle yenilenen taraftan oda istediğinizi belirtin.. Aynı durum Mika Otel için de geçerli… Yenilenen binaları şahane olmuş… Odalardaki ayrıntılar, ferahlık, temizlik, ohh miss… Birazda güler yüz olsa tadından yenmez ama Linda diyorum ben bu seferlik… Fiyat konusunda birşey söylemek istemiyorum çünkü son fiyat sizin yeteneğinize kalmıştır her zaman her yerde… Pazarlığınızı yapın 🙂 Yine de genel olarak 2012 Temmuz ayında oda-kahvaltı 50-70 tl/kişi arasına rahatlıkla bir yer bulabilirsiniz..


Kalacak yerimizi tamam… Koşuyoruz denize… Kıyıda sıralanmış plajları birer ikişer oteller ortak kullanıyorlar… Ücretsiz… Hepsi çok güzel zaten… Biz Linda’nın kullandığı plaj olmamasına rağmen Nur Beach’de denize girdik… Geç olmuştu şöyle bir tadına bakmış olduk denizin… Şaka gibiydi gittiğimizde akşam yemeği için şezlonglar kaldırılıyordu, akşam birşeyler içmeye gittiğimizde ise “kapanıyoruz sabah için şezlong düzenlemesi yapıyoruz” dediler 🙂 Neyse… Denize girdik… Soğuk ama kendimize getirdi, upuzun yolun, sıcağın üstüne harika oldu… Bu arada Kaş’ta denize kayalardan giriyorsunuz, öyle kum plaj falan aramayın 🙂 

Denizden çıktık, birer kokteyl içtik Nur Beach barında… Narlı Mojito başarılı… Genel olarak kokteyller süper olmayabilir ama inanın manzara yeterince keyifli… Karşınızda Meis.. Komşuya o kadar yakınsınız ki… Evet sadece 1300 mt 🙂

Upuzun yoldan gelmişiz, mükemmel odayı bulmuşuz, denizimize girmiş üstüne de kokteyllerimizi içmişiz… Ohh.. Harika.. İşte bu an herşey değer.. 
 
Kaş’ta yemek olayı.. Bir kere gerçekten çok pahalı.. Mercan Balık aslında çok tavsiye edilen bir balıkçı ama önünden balık kokusundan geçilmiyor… Yemekleri, servis güzel olabilir ama ben o kokuyu aldıktan sonra mümkün değil yemek yiyemezdim… Çok kalabalık, menüsü çok zengin görünen bir restaurantta önümüze çiğ balık geldi daha ne olsun…. Adını şu an hatırlayamadım ama en yakın zamanda yazacağım..  Bahçe Balık?Kalamarı çok başarılı değil… Alaçatı da yeme içme konusunda pahalıdır, eleştirilir doğru ama mesela Kaptan’nın Yeri size hem uygun hem enfes bir yemek sunar… Burada biraz abartılmış  yeme içme olayı… Hımmm… Bahçe Balık’ın ahtapot ızgarası güzeldi gerçekten… Bizim yarım porsiyon istememize rağmen tam getirdiler ve tabi ki bitiremedik… Biraz bol… Yine Bahçe Balık’ın midyeli lahana sarması ise çok övülmesine rağmen öyle kaçırılacak bir lezzet değil… Ama değişik, denenebilir… 
 

Kaş’ta oturun meydana, alın biranızı seyredin etrafı.. Öyle keyifli öyle güzel bir ortam oluşmuş ki kendiliğinden… Akşama doğru artan kalabalık bütün gece devam diyor meydanda takılmaya…
 

Yürüyün daracık sokaklarında… İncik boncuk bakın, alın takın en güzel hatıra… Hatıra demişken magnetten güzeli yok tabi ki 🙂 Sonra rengarenk halılar….
 

Meydandaki cafeler… Oturun, için Meis’e karşı şarabınızı…. Ben bayıldım Kaş’ın bu havasına… Hımmmm midye dolma yiyin, biz 300000 tane falan yemişizdir 🙂


Denize girmek için bahsettiğim otellerin beachlerinin yanısıra Küçük Çakıl ve Büyük Çakıl Plajları var… Adı üstünde bol çakıllı plajlar… Küçük Çakıl gerçekten de çok küçük… Ayağım hiç çakıla değmesin diyenler için beachler daha güzel bir alternatif… Ayrıca Kaş Limanı’ndan kalkan minnok tekneler ile Limanağzı’na ulaşabilirsiniz… Kayık yolculuğu keyifli… Burası durgun, güzel bir koy… 3 işletme var… Yemek konusunda birşey diyemeyeceğim ama “benim zamanım kısıtlı, burayı da görmüş olduk, şöyle bir denize girip döneceğim” derseniz en güzel deniz Bilal’in Yeri’nde… 🙂

Türkiye’nin en iyi dalış bölgesi olan Kaş’a gelip de tekne turu yapmadan dönerseniz çok da Kaş’a gelmiş sayılmazsınız… Bu konu da sonraki yazıya 🙂

Kaş’ta Tekne Turu



YORUMLARINIZ DEĞERLİ

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen isminizi buraya girin