En sevdiğim denizlerde bir sıralama yapacak olsam ilk sıraya Sedir Adası‘nı, 2. sıraya İncekum‘u, 3. sıraya ise Paşa Limanı‘nı koyarım. Hatta Paşa Limanı’nın o ıssızlığını dinginliğini düşününce şak diye ilk sıraya bile çıkartabilirim. Tabi unutmamak lazım ki Sedir Adası ve İncekum‘u en kalabalık saatlerinde gördük.
 
Ilıca‘nın dalgasından şikayet edince Ozan “bugün de Paşa Limanı’na gidin” dedi. İyi ki demiş. Yöreyi bilen insanların sizi yönlendirmesi çok işe yarayabiliyor. Paşa Limanı’na Ildır yolundan ayrılan bir yol ile gidiyorsunuz. Alaçatı’ya yaklaşık 7-8 km. Zaten tabelalar sizi yönlendiriyor. Koyu yeşil bir kulübe göreceksiniz sağda, oraya arabanızı parkedip merdivenlerden deniz kıyısına inebilirsiniz.
Hemen indiğiniz yer kayalık ama zaten bu koyun insanları da genelde kayalardan denize giriyorlar. Denizin rengi muhteşem. İsterseniz bu kayalardan denize girebilir yada seke seke plaja ulaşabilirsiniz, bizim yaptığımız gibi. Plajın arkasındaki ağaçlık alan özel mülk ve geçiş yasak olduğu için plaja ulaşım ne yazık ki bu şekilde sağlanıyor. O özel mülk denen yer daha önce beach club mış ama sahibi vefat ettiği için kapanmış ve bütün pisliği de orada bırakılmış, bildiğiniz çöp bir alan. Tabii o güzel kum sahil de bu pislikten almış nasibini. Öyle ki oturacağımız alanı önce temizlemek zorunda kaldık.
 
Turkuaz renkte deniz gerçekten harika… Çok sığ, 100-150 mt gidin belinizde. En güzel tarafı ise ılık! Yumuşacık, açık renkteki kum ayaklarınızın altından kayıyor…  Nasıl bir yer olduğunu bilmediğimizden hazırlıksız gitmiştik ama biraz denize girdikten sonra, hemen 2 km uzaklıktaki -zaten Paşa Limanı’na giderken göreceksiniz- Migrosa gidip biraz alışveriş yaptık. Arabamızdan seyyar sandalyelerimizi de indirdik ki ohh mis!Kumsaldan 100 mt ileriye sandalyelerinizi koyup, denizin ortasında votka-limonlu schweppes keyfi yapmaktan daha güzel ne olabilir ki? Yine denizin ortasında Ilıca’dan aldığımız raketlerle oynamak da cabası. Üstelik o harika plajda biz ve bir de aile vardı. Muhteşem bir gün geçirdik gerçekten.
 
2. gün gittiğimizde ise deniz inanılmaz dalgalıydı. Sanki bambaşka bir yere gittik… Yine güzeldi, yine keyifliydi ama dalgalıydı. Açıkçası bu sefer alışverişimizi falan yapıp, çok da hazırlıklı gitmiştik ama biraz boşa gitti. 

Paşa Limanı’nın hemen karşısındaki koy Büyük Liman. Orada ise dalgadan eser yoktu. Yine ılık, yine sığ bir deniz ama Paşa Limanı kadar güzel bir yer olmadığını söyleyebilirim. Minik kayıklar ve çok fazla yosun vardı.
 
Biz de döndük Ilıca’da denize girdik. Kocaman köpüren dalgalarla eğlendik.
Ilıca sahilinde şezlong kiralayabileceğiniz işletmeler mevcut. Biz çok durmadığımız için kiralamadık, Ilıca’nın pamuk kumlarına uzandık… Kum öğle saati olmasına rağmen hiç sıcak değildi. Öyle ki biraz üşüdüğümüzü bile söyleyebilirim. Karşımızda Gerence. Ah Gerence patlamamış olsan kimbilir bu deniz daha ne kadar güzel olacaktı! Elimizde biralarımız. Hayat hep böyle huzurlu ve güzel olsa…
 
Söylemek de fayda var ki çok bilinçsiz bir toplum olduğumuzu düşünüyorum. İnsanlar sigara izmaritlerini bira şişelerini gönül rahatlığı ile nasıl bırakabiliyorlar bu güzel plajlara anlamak mümkün değil. Buralar tamamen paralı olmalı. Özellikle plajlardaki kirlilik denilince benim aklıma ilk gelen kıroların girişleri kontrollü olmalı. Açıkçası biz Ilıca Plajında kısa süreli kaldık ve rahatsız olmadık ama öğreniyorum ki bu başlı başına bir sorun olmuş bölge için…



 


1 COMMENT

  1. bahsettiğiniz paşalimanı plajının arkasındaki ağaçlık alan türkiyede ilk kurulan ve zamanının en büyüğü olan bir kamp alanıydı ve size aktarılan bilgilerin yanlışlıklarını düzeltirsek oradaki beach clp sahte imzalar arkasında sahiplerinden hileyle kiralanmaya devam edilmiş ve mahkeme kararlarıyla çıkartılmışlardır plajın pisliğine gelirsek belediye başkanı bu kamp alanının ruhsatını sahipleriyle arasında olan kişisel çatışma yüzünden ellerinden alıp bukadar güzel biryeri çürümeye bıraktırmıştır.taki 2011 yaz ayına kadar o da sadece bu plajın çöplük hali televizyona yansıdıktan sonra belediye başkanı göstermelik ve sadece yüzeysel 2 defa temizletmiştir.

  2. Verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim. Hem 2011 yazının başında hem de eylül ayının ortasında Paşa Limanı'na gitmiş biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki temizlik gerçekten çok yüzeysel yapılmış… Bu kadar güzel bir koyun bu hale gelmesi gerçekten çok acı…

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here