Gün ağarmadan yola çıkıyoruz. Ehh arabada dünya tatlısı bir bebek var ve yolumuz uzun. Bir klasik haline gelen Afyon’da molanın ardından öğle saatlerinde Alaçatı‘dayız.  Otelimizin ilk anda merkeze biraz uzak olması canımızı sıkmış olsa da sonra uzak olmasına sevindik çünkü Alaçatı’nın heryerinin güzel olduğunu, her sokağında başka bir ayrıntıyla büyüleneceğimizi böylelikle görmüş olduk 🙂

Eşyalarımızı bırakıp hemen atıyoruz kendimizi dar sokaklara… Bu sefer daha sakin, sanki daha yerli Alaçatı. Daha köy daha güzel geliyor bize… Yemek için tercihimiz Rasim Usta. Geçen sefer fırsat olmamıştı. Yemekler o kadar güzel ki eğer tekrar gitmeseymişiz, orada yemek yemeseymişiz büyük kayıp olurmuş. Enginar deseniz muhteşem, tas kebabı enfes, patlıcan musakka öyle… Fiyatlar da oldukça uygun. Kesinlikle Rasim Usta’da yemek, Veli Usta’da sakızlı dondurma yemeden dönmeyin 🙂
Yemekten sonra rotamız deniz. Deniz için ise Paşa Limanı… Paşa Limanı daha bir çöp dolmuş gibi geldi bize… Ama tabi ki deniz yine güzel yine çok keyifli. Paşa Limanı‘nı daha önceki yazımda anlattığım ve ekleyebileceğim birşey olmadığı için bu kadarla geçiyorum 🙂
 

Akşama doğru otele dönüp, hızlı bir hazırlanma sonrasında tekrar sokaklardayız. Sabah güzel olan o taş sokaklar akşam ayrı güzel. Yürümek yürümek yürümek istiyorsunuz. Hayat daha güzel görünüyor el yapımı tabelalara baktıkça, havasını derin derin içinize çektikçe.


Asma Yaprağı diye küçüçük bir yerin önünden geçerken tabi ben bayılıyorum. Hayır, hayal kursam böyle küçük bir yerim olsun desem bu kadar güzel olur mu bilemem. Zeytinyağlı ağırlıkta bir menüsü var. Küçük, beyaz masalar sokağa serpiştirilmiş. İçerisi masal diyarının mutfağını andırıyor.

Ancak bu akşamlık burada yemek yemiyoruz. Kaptan’ın Yerinde rakı-balık hevesindeyiz. Kaptan’ın Yer’i yine yeniden çok güzel. Tazecik balıklar, çıtır çıtır kalamar, leziz salata… Ehh yanımızda çok sevdiklerimiz bir de rakı olunca değmeyin keyfimize… 🙂

Ertesi gün Ilıca Plajı‘na iniyoruz. Nasıl sakin, nasıl tenha… Deniz durgun. Çok korkuyordum yine Gerence’ye denk gelmekten, gelmedik… Beyaz kumlardaki minderlere atıyoruz kendimizi, karşımızda en güzel renkleriyle Ege Deniz’i… Ilıca’yı böyle resimlerdeki gibi görmek beni inanılmaz mutlu ediyor. Su eylülün ortası olmasına rağmen ılık, pırıl pırıl, balıklar ışıl ışıl 🙂

Bütün günü Ilıca Plajı’nda geçiriyoruz. Bir ara gidip Kumrucu Şevki‘den kumru alınıyor ve afiyetle yeniyor. Daha önceki gelişimizde Çeşme’de eczaneye sormuştuk “nerede kumru yiyelim” diye, “kesinlikle Kumrucu Hikmet‘de yiyin” demişti kız. Söylemiş miydim bilmiyorum Çeşme ve çevresinde tahminimce 3500 kadar Kumrucu Şevki var 🙂 Ama biz kıza güvendik ve açıkçası Kumrucu Hikmet‘in kumrusu bize o beklediğimiz tadı vermedi. Gelin görün ki bu kumruya bayıldık 🙂 Kumrucu Şevki Yıldız Burnu’na doğru hemen deniz kenarında. Mutlaka deneyin.
Güneşin batmasına yakın Ildırı yollarına düşüyoruz. Üzerimizde denizin verdiği huzur ve mutluluk. Güneşin batışı hiç böyle güzel olmamıştı…
Akşama farklı bir yerde yemek yiyelim! Tabi ki Asma Yaprağı!! Ne yazık ki saat 21 gibi hiç zeytinyağlı yemek kalmamıştı. İnanılmaz!Bir sonraki Alaçatı gezisi için kocaman bir neden bu!! 🙂 Biz de barlar sokağının aşağı tarafında bulunan Şişarka‘ya gidiyoruz.  Şişarka Alaçatı genelinde olduğu gibi şirin mi şirin bir mekan. Yemekler çok güzel. 4’lü zeytinyağı tabağına bayıldık. İstediğiniz 4 çeşit aynı tabakta. Kabak çiçeği dolması, enginar, bamya, yaprak sarması, patlıcan musakka çeşit çeşit! Et yemekleri de enfes!Fiyatlar deseniz Ankara’da hoş bir yerde yediğiniz yemekle hemen hemen aynı.
 
Sokaktan yukarı çıkarken bir sabuncu var. Organik sabunlar satıyor. Almasanız bile koklamadan geçmeyin 🙂

Otele dönüşte, önünden her geçişimizde “aa burası çok güzelmiş” dediğim otele ‘şöyle bir kapısından bakalım’ dedik. Pencerelerden yansıyan mavi hoş ışık, huzur veren müzik… İnanılmaz zevk sahibi insanlar tarafından bu sezon açılmış bu 12 odalı güzel otel, Kurabiye Otel. Kapısından bakalım dedik ama ismini hatırlayamadığım bayan bize oteli gezdirdi, odaları gösterdi. Buradan tekrar teşekkür ediyoruz 🙂 Fiyatlar sezona ve diğer otellere göre birazcık yüksek kalıyordu ama değer kesinlikle. 12 ay açık. 
 
Herşeyi ile Alaçatı… ve söylemeliyim ki Eylülde daha da  güzel 🙂

 

1 COMMENT

  1. Alaçatı’dan Ne Alınır? – Hediyelik Eşya Kültürü

    Alaçatı tatilinizi sonlandırırken Alaçatı otel dışında anılarınızı ölümsüzleştirecek olan hediyelik eşya arayışına gireceksiniz. Alaçatı hediyelik eşya dükkanları ve semt pazarı ihtiyaçlarınızı karşılayacak güzellikte. Alaçatı’da alışveriş yapmak için çok seçenek olmasa da özgün eşyalar bulabileceğiniz küçük ama dekoratif mağazalar bulabilirsiniz.

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here