ŞİRİNCE

0
64
3 günlük tatilde katıldığımız ŞirinceİzmirKuşadasıEfes gezimizin ilk durağı Şirince… Yazıya geçmeden önce söylemeliyim ki içerikteki fotoğraflar bize ait değil. Bunun sebebi ise son dakikada hafıza kartındaki fotoğrafları bilgisayara aktarmamız ve kartı bilgisayarda takılı unutmamız… Dahası gezide bir arkadaşımızdan bulduğumuz ve kullandığımız kartın içerisindeki resimler de kayboldu 🙁 Gerçekten aksilikler ile dolu bir geziydi bizim için…

 “Yeryüzünde cennet diye bir yer varsa, bizim Şirince cennetin bir parçası olmalı”

diye yazmış yunan yazar Dido Sotiroyo ‘Benden Selam Söyle Anadolu’ya’ adlı kitabında… 

 

Sabahın erken saatlerinde ulaştığımız bu güzelim Ege kasabası Selçuk‘a 8-10 km uzaklıkta… Yolu dar ve virajlı…. Bazı yerlerde otobüs şoförümüze şaşkınlıkla bakakaldık çünkü gerçekten hani şöyle teker 10 cm kaysa uçurumdayız… Ama doğa öyle güzel ki… Üzüm bağları, zeytinlikler, çiçekler… İçinizi hoş bir huzur kaplıyor… Otobüs park alanına girdikten sonra bizde kasabayı gezintiye çıkıyoruz. Minik minik evler yamaçta resim gibi… Kalabilseydik 1 gece diye içimizden geçiriyoruz… Burası aslında bir rum köyü. İçerisinde 2 kilise olduğunu söylediler. İkisi de kötü durumdaymış ama daha bakımlı olup koruma altına alınarak ön plana çıkan Aziz Yohannes Kilisesi

 

 
Arnavut kaldırımı sokaklar tertemiz… Evlerin bahçelerinde mandalina ağaçları… Kocaman kocaman tatlı mandalinalar. Mis gibi kokuyor… Dayanamayıp kopardık birkaç tane… Göz hakkı diyelim 🙂

Köy meydanından müzik sesi geliyor… Zurna eşliğinde 29 Ekim kutlanıyor Çınaraltı köy kahvesinde… Ahh nasıl güzel… Şirince’nin eskiden adı Çirkince’ymiş. Hani sanki nazar değmesin diye koymuşlar 🙂 Oysa burada gözünüze takılan, bu da çirkinmiş diyebileceğiniz hiçbirşey bulamazsınız. Cumhuriyet döneminde İzmir Valisi Kazım Dirik de böyle düşünmüş ve köyün adını Şirince olarak değiştirmiş. En eski adı ise Kırkınca’ymış…


Çok aç olduğumuz için şöyle bir nefes alıp kendimizi yemek yiyebileceğimiz bir yere atıyoruz. Aslında Şirince’nin hemen her sokağında küçük restaurantlar ve hediyelik eşya dükkanları var. Ama hemen başlangıçtaki sokak en yoğun olanı. Orada bir restauranta oturuyoruz. Sokağa atılmış masalara oturuyoruz. 
Şirince’nin çöp şişinin meşhur olduğunu söylüyorlar. Ama saat erken ben gözleme yedim, bayıldım. Çöp şiş yiyen arkadaşlarda çok beğendi. Hediyelik eşya, dantel, şarap vb. alabileceğiniz pek çok yer küçük dükkan var sokakta. Ben sabun satan dükkana bayıldım. Çeşit çeşit rengarenk mis kokulu sabunların yanında doğal defne zeytinyağı sabunları da vardı. Parfümerilerde olduğu gibi burada da normalden biraz daha fazla zaman geçirmek istiyorum ama zamanımız çok kısıtlı.
 
Şirince meyve şarabı ile ünlü. Bu anlamda da pek çok seçenek var şarap alabileceğiniz. Biz sokağın biraz daha yukarısında diğerlerine nazaran daha küçük bir dükkandan alıyoruz.
İstediğiniz gibi tadım yapabiliyorsunuz alın diye size baskı yapan yada bunuda mı tadacaksın diye surat yapan kimse yok. Şirince’de herkes çok güleryüzlü…. Artık Şirince şaraplarını birçok yerde bulabiliyorsunuz ama bizim aldığımız dönem Ankara’da 17 tl iken orada 10 tl idi… Türkiye’nin heryerine bir telefonla şarap gönderdiklerini de öğreniyoruz..

Eğer kalmak isterseniz pek çok seçenek bulunmakta. Güzel rum evleri testore edilerek pansiyona dönüştürülmüş. Bu arada belirtmek isterim ki Şirince’de kalacak yer aradığınızda karşınıza Nişanyan da çıkmakta. Ben güzel bloğumu olayı anlatarak kirletmek istemiyorum ama siz lütfen araştırın Sevan Nişanyan’ın nasıl biri olduğunu. Eşine nasıl hakaret ettiğini öyle karar verin kalacağınız yere.

Kısa sürmüş ve gönlümüzce fotoğraf çekememiş olsak da Şirince‘yi görmek havasını solumak harika geliyor insana…

Bu arada 2012 Marduk kehanetlerine taktığım bir dönem karşıma Şirince ile ilgili bir çok yazı çıktı. Birini paylaşmak istiyorum;

“Son yıllarda Şirince bir hayli hareketli. Dünyanın dört bir yanından insanlar Maya takviminin sona erdiği 2012’yi karşılamak için buraya geliyorlar. 2012’nin efsane gezegen Marduk’un dünyadaki yaşamı sona erdireceği yıl olacağına inananların sayısı bir hayli fazla. “Beklenen kıyamet” koptuğunda tüm felaketlerden korunacak bölgelerden birinin Türkiye’de olduğuna dair inanç da yaygın kabul görüyor. Eğer “kehanet” doğru çıkarsa Hz İsa 22 Aralık 2012’de İzmir, Selçuk’un en güzel köylerinden biri olan Şirince’ye gelecekmiş….” Yazının devamı için, http://www.yeniaktuel.com.tr/tur110,196@2100.html

Diğer gezi yazıları için tık tık!

İTALYA

YUNANİSTAN

TÜRKİYE

ÇEK CUMHURİYETİ


FRANSA

SHARE
Previous articleILGAZ
Next articleMASAL KÖY ALAÇATI

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here