Bugün hedefimiz hem Çeşme’nin köylerini dolaşmak hem de Altınkum’da denize girmek.
Gezintimize Dalyanköy’den başlıyoruz, Çeşme’ye ulaştıktan sonra tabelaları takip ederseniz kısa sürede pek bir ünlü Aya Yorgi Koyu’nun komşusu Dalyanköy’e ulaşıyorsunuz. Yaklaşık 2 km. 

İçeri doğru kıvrılmış limanda çok güzel tekneler görmek mümkün. Hal böyle olunca benim tekne hevesim de kabarıyor. İnancım tam, 3-5 yıl sonra bu güzel yerleri kendi teknemizle ziyaret edeceğiz ve misafirlerimizi ağırlayacağız. Dalyanköy’e dönelim. Eski ismi Köste olan köy, bu içeri doğru kıvrılan yere zamanında kurulmuş dalyanlardan almış yeni adını.

Gerek balıkçı teknelerinin, gerek lüks yatların ve yelkenlilerin Ege’nin rüzgarından, dalgalarından korunabilecekleri doğal bir sığınak şimdi bu liman.

Limanında pek çok keyifli balık restaurantları mevcut. “Çeşme’de en iyi balık buralarda yenilir” denilmekte, dolayısıyla da haftasonları çok kalabalık oluyormuş bu restaurantlar. Fiyatların uygun olduğunu söyleyemeyeceğim.
Denize girebileceğiniz iki muhteşem koyu bulunmakta. Sakızlıkoy ve Kocakarı Plajı. Deniz turkuaz renkte ve pırıl pırıl. Su serin, alçak ve bizim gittiğimiz saatlerde havuz kadar hareketsizdi. Kocakarı Plajı’nın hemen ilerisinde bir otel var, oranın iskelesini de denize girmek için kullanabilir, şezlonglarından faydalanabilirsiniz. Kocakarı Plajı’nda şezlong kiralamak 7.5 tl.

  

Peki burada sıradan bir gün nasıl geçirilir? Sabah sıcak sıcak kumrunuzu dalyan kumru ve pasta fırınından alıp mis gibi bir kahvaltıyla güne başlayabilirsiniz. Aynı zamanda börekler, kurabiyeler her şey taptaze ve enfes ama özellikle lor kurabiyesi almadan sakın geçmeyin, bu lezzetten mahrum kalmayın. Mangal keyfi yapmak istiyorsanız kesinlikle Aile Balıkçılık’a uğrayın, sizi en taze balıklarla karşılayacaklarına emin olabilirsiniz. Ayrıca midye sevdanız varsa mutlaka sabahın erken saatlerinde Aile Balıkçılık’ı arayıp midye ayırtmanız gerekmekte, geç kalırsanız bir daha dönüşünüz yok, ertesi günü iple çekmek zorunda kalırsınız. Salı günleri dalyan girişinde pazar yeri açılır ve dolabınızı taze meyve sebzelerle doldurmak için elinize geçen en iyi fırsat budur. Dalyan Marina İskelesi’ne gittiğinizde sizi çok güzel ve sıcak bir görüntü karşılar, oltasını alan balık veya ahtapot yakalamaya çalışır, izlemesi kadar emin olabilirsiniz ki oltayı denize sallaması da çok keyiflidir. O ortamı tattığınızda ertesi gün yemlerinizle birlikte bir olta alıp balık tutmaya giderseniz kendinize hiç şaşırmayın…

Kocakarı Plajı’nda denize girdikten sonra, Çiftlikköy’e doğru yola çıkıyoruz. Bunun için önce Çeşme’nin içine girmeniz gerekiyor. Açıkçası yol levhası anlamında biraz zayıf kalmış, sanki köşe bucak saklanmak istenmiş Çiflikköy.

Çeşme’ye uzaklığı 5-6 km. Yani söyleyebiliriz ki heryer birbirine çok yakın.. Uzak olan Ankara 🙂

Burası da aslında bir Rum Köy’ü. O dönemdeki adı da Catapane. Arazileri çok verimli olduğu için Çiflikköy adı yakıştırılmış. Balı ünlü, Çiftlikköy Balı olarak çok çeşitli ballar satılmakta, kestane balı, mandalina balı vb. Ama asıl alınması gereken kekik balı. Tadı diğer ballara göre daha yoğun ve çok lezzetli… Çok estetik bir köy olduğunu söyleyemeyeceğim ne yazık ki… Sahil yolunda tabelaları beni çok şaşırtan balık restaurantları mevcut… Balık & Böcek 🙂 Böcek Akdeniz’e özgü, bir nevi ıstakoz ama kıskaçları yok… Küçük olduğu için de böcek diyorlar 🙂 Onun dışında kalamar, karides vb. de bu restaurantlarda bulunmakta…. Çeşme tatili ile ilgili bir pişmanlığım da Çiftliköy’deki Langusta’da yemek yememek oldu. Bu salaş balıkçı restaurantı 1976’dan bu yana Kavala’lı Tuğrul Erol tarafından işletilmekte. İnternette araştırma yaptığınızda burası ve sahibi ile ilgili çok ilginç ve eğlenceli bilgiler edineceksiniz 🙂 Aşağıdaki sayfayı Langusta için ziyaret edebilirsiniz;

http://agzimintadi.blogspot.com/2008/06/langusta.html

Çiftliköy’den devam ediyoruz, ilk durak Pırlanta Plajı… O köpüren dalgalar, plaj ve gökyüzündeki rengarenk kite surf paraşütleri sizi alıp götürüyor… Sadece izlemek bile o kadar güzel ki, kimbilir dalgalarla uçan bu sporcular ne hissediyorlardır… Dünyaca ünlü bir kite surf merkezi olmasına rağmen sit alanı olduğu için tek bir çivi çakılmamış.
 
Plaj’da bulunan surf tesisi Kitesurfbeach, Uluslararası Kitesurf organizasyonu (IKO)’nun Türkiye’deki, sadece sertifikalı öğretmenler ile eğitim verdiği merkezi. Bilgi almak için yandaki bağlantı listesinden web sayfalarına ulaşabilirsiniz. 
Deniz çok sığ ve tertemiz. Ancak serin 🙂

Burun’un bir tarafında dalgalı Pırlanta Plaj’ı var, diğer tarafında ise durgun Altınkum Plaj’ı…. Araları yaklaşık 5 dk… Altınkum Plajı inanılmaz güzel… Burası da sit alanı ve tek bir beton yapı göremiyorsunuz. Umarım değişen sit alanları kanunu buraları kötü bir şekilde etkilemez. Çünkü eminim ki bu güzel deniz kenarları kaderlerine bırakılırsa beton yığını haline gelirler… 

Neyse… Harika bir plaj ve sıra sıra şezlong işletmeleri 🙂 Plaj hem çok uzun hem de çok geniş…

Kişi başı 25 tl olan yer de var ama genel olarak 2 kişi 20 tl ye şezlong kiralayabilirsiniz. Yok şezlongumuz 1. sıra olmasa da olur 2. sıra olsun derseniz pazarlık yapın 2 kişi 10 tl ye kapatabilirsiniz 🙂 

Denizine gelince… Mükemmel görünüyor ancak bu kadar soğuk denizi Foça’da bile görmedik 🙂 İncecik, pırıl pırıl bir kum… Deniz çok çok uzun bir süre belinizi geçmiyor… O kadar berrak ki balıkların her ayrıntısını seçebiliyorsunuz…

Rengi muhteşem bir mavi… Bütün günü burada geçirebilirsiniz… Bir de önünüzden geçen midyeciyi durdurup şöyle bir midye keyfi yaptınız mı… Ohhh… 🙂


1 COMMENT

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here