DATÇA HER HALİYLE GÜZEL

0
171
 ….ve uzun zamandır hayalini kurduğumuz Datça yolundayız.

Akyaka‘da pansiyon sahibimiz yolun hepi topu 80 km gibi göründüğüne bakmayın 2,5-3 saat sürer dediğinde içten içe gülmüştük. Hata yapmışız 🙂 Bozburun‘dan dönüp Datça yoluna çıktıktan sonra yaklaşık 2 saat sürdü! Şaka gibi…. Aslında güzel, çift yönlü bir yol ama hem virajlar hem zaman zaman karşılaştığımız yol çalışmaları ve rampalar uzun sürmesine neden oluyor. Bir tarafımızın Akdeniz bir tarafımızın Ege Denizi olduğunu bilerek keyifli bir şekilde ilerliyoruz. Datça Yarımadası’nın uç noktası Knidos Antik Kenti. Bu noktaya kadar yaklaşık 70-80 km. 

Önce Datça‘nın merkezine gidiyoruz. Burası alışık olduğumuz bir kıyı kasabası. Çok fazla bina var. Limana yakın olan koyda insanlar denize giriyorlardı ama bize çekici gelmedi. Merkezde yaşlı bir amcaya nerede denize girebileceğimiz  sorduk, bizi Kargı Koyu’na yönlendirdi. Bu koy merkeze yaklaşık 3-4 km mesafede. Deniz güzel ve sakin görünüyordu ama yol çok yormuş olduğu için bir an önce Ovabükü‘ne gitmek, kalacak yer bulmak ve öyle kendimizi denize atmak istiyorduk. Datça‘da bir tatil planlıyorsunuz bilin ki daha çok keyif almak için koylarını tercih etmelisiniz. Ardından tekrar Marmaris yoluna ve yaklaşık 2 km sonra da Eski Datça sapağına döndük. Denizden biraz yukarıda kalan Eski Datça harika bir yer, kesinlikle görmelisiniz.. Muhteşem taş Datça evleri, dar arnavut kaldırımları, bahçelerden yollara sarkan mor, pembe, sarı, fuşya begonviller… Çok sakin ve çok huzurlu görünüyor. Eski Datça Can Yücel ile özleşmiş… Ünlü şair bakın ne çok seviyormuş ki burayı ;


Beni kuzum Datça’ya gömün
Geçin Ankara’yı İstanbul’u!
Oralar ağzına kadar dolu
Alabildiğine de pahalı,
Örneğin Zincirlikuyu’da
Bir mezar 750 milyona
Burası nispeten ucuzluk
Ortada kalma tehlikesi de yok
Hayır dua da istemez,
Dediğim gibi beni Datça’ya gömün
Şu deniz gören mezarlığın orda,
Gömü sanıp deşerlerse karışmam ama!


Can Yücel

Çok sevmiş olmamıza rağmen Eski Datça’da kalmayı düşünmedik çünkü denize biraz uzak. Ama çok hoş yerler var kalabileceğiz. Tatil öncesi Datça ile ilgili kısa bir araştırma yapmıştık. En çok ilgimizi çeken ise The Guardian‘ın bir Datça koyu olan Ovabükü‘nü Türkiye’nin en güzel koyu seçmiş olmasıydı. Dolayısıyla konaklayacağımız mekanın Ovabükü’nde olmasını istedik. Ovabükü’ne gidiş de sandığımız kadar kolay olmadı 🙂 Önce dağı çıkıyorsunuz sonra iniyorsunuz. Evet yol keyifli ve çam ağaçları arasında ama biz fazlasıyla sabırsızız  🙂

İnişe geçtiğimizde manzara gerçekten olağanüstü… Görünen yer Mesudiye. Aşağıda yol ikiye ayrılıyor, bir taraf Ovabükü’ne giderken diğeri Hayıtbükü’ne doğru götürüyor sizi. Biz direk tabelaları takip ederek Ovabükü’ne geçiyoruz. İnternette Datça koylarındaki pansiyonlar ile ilgili araştırma yapmak biraz zor, seçenekler kısıtlı gibi, karşınıza sürekli aynı 2-3 pansiyon çıkıyor. Biz de Nil Pansiyon‘u görmüştük ama oraya gidince karar veririz diye de üstünde durmamıştık.


Sahil kenarında sıra sıra pansiyonlar bulunmakta. Yapılaşma öyle az öyle bakir bir koy ki… Hayran kalmamak elde değil. Arabamızı yolun sonundaki pansiyonun yanına gezelim hepsini istiyoruz. Daha park ederken, tatlı, bıcır bıcır bir teyze bizi farkediyor, “Gelin önce benim pansiyonuma bakın” diyor. İlk görüşte aşk 🙂 Bayıldık… Tertemiz. Kocaman bir oda ama sanki bir pansiyon odası değil evinizin en keyifli odası, sade ve zarif. Güzel ve geniş bir banyo, en güzeli ise deniz tam karşınızda. Boydan boya sürgülü penceresi ve çok keyifli bir balkonu bile var. Tabi ki klima ve buzdolabı da, İşte hayal ettiğimiz yer burası diyoruz. 

 


… ve evet aynen öyle, burası “Nil Pansiyon“. O tatlı teyze de Gülsel teyze. Burayı eşi ile birlikte işletiyorlarmış, eşini kaybettikten sonra torunu Şeyma yazlarını burada anneannesine yardım ederek geçirmeye başlamış. Şeyma da çok şeker bir kız, biz ikisini de çok sevdik…

Odamıza eşyalarımızı bırakıp hemen çıkıyoruz. Akyaka‘da tekne turundan o kadar keyif aldık ki hemen bir tur ayarlamak için  doğruca Hayıtbükü‘ne gidiyoruz. Bu arada Mesudiye‘nin en meşhur koyları Ovabükü, Palamutbükü, Hayıtbükü, Kızılbük ve Domuzbükü.

Yukarıda saydığım koylar dışında Datça Yarımadası’nda onlarca koy var. Bazılarına kara yolu ile ulaşım yok. Mesela Domuzbükü’ne… Hayıtbükü ve Ovabükü’nü ise küçük bir yarımada ayırıyor. Şeyma yürüyerek de gidebileceğimizi söyledi ama yorgunsanız ve gittiğiniz yerde akşama kalacaksanız yürümek mantıklı değil gibi… Hayıtbükü’nün iskelesinde birbirinden gözalıcı tekneler gördük. İşte bir sonraki hedefimiz, bir teknemiz olsun özgürce gezelim.. Bir koyda uyuyalım, sabahına başka bir koyda uyanalım… Ohhh işte tatlı hayat… 🙂


Hayıtbükü‘nde de çok fazla pansiyon var. Burası biraz daha canlı olduğu için sanırım fiyatlar az daha yüksek. Mesela sırf meraktan, koyun internetteki en gözde pansiyonuna baktık, arka tarafta, denize bakmayan, minik banyolu, basık bir oda için kişi başı 55 tl dediler. Fazlasıyla kötüydü… 

Hayıtbükü de çok güzel bir koy. Sahil boyunca balık keyfi yapabileceğiniz restaurantlar bulunuyor. Aslında biz 2. gecemizde bu keyfi yapmayı düşünüyorduk ama Gülsel Teyze’nin zeytinyağlı yemekleri bizi daha çok cezbetti…  

Hayıtbükü‘nde akşama doğru suyun rengi koyu yeşil ve şahane görünüyor… Sahil çakıllı, şezlong ve şemsiyeler ile dolu. Kum olan bir plajı var demişlerdi ama İncekum ve Sedir Adası‘ndan sonra bize pek kum gibi gelmedi 🙂 Deniz tertemiz ve berrak.. Çok sevdik. Güneş batarken denizden çıkabildik…

Burada Akyaka‘dakinin aksine tekne anlamında çok seçenek yok. Bir bayan ile görüştük, 35 tl dedi kişi başı, tekne de Akyaka’dakine göre küçüktü. Biz de arabayla gezmeye karar verdik koyları…

Akşam yemeğe pansiyonun bahçesine indik. İnanılmaz!! 🙂 Tam deniz kenarında, ağaçların altında… Bir hamak… Dalga sesleri… Datça’nın kuzeyden esen rüzgarı… Nem yok… Tatlı bir serinlik… Dahası Gülsel teyzenin nefis zeytinyağlıları… Bize o gün yaptığı her çeşitten biraz biraz getirdi. Parmaklarımızı yedik. O kabak çiçeği dolmasını hala sayıklıyorum… Kendi bahçelerinin zeytinlerinden yaptıkları zeytinyağını kullanıyorlarmış. Zaten Datça’dan çam balı, badem ve zeytinyağı almadan dönmeyin kesinlikle. Biz dönüşte Gülsel Teyze’den aldık. 

Ovabükü’nde yapılacak pek bir şey yok, dediğim gibi çok sakin… Tatilden ne beklediğiniz önemli tabi ki ama bizim için o güzel balkonda içkimizi yudumlarken sohbet etmek herşeye değerdi… 

Huzurla uyanmak, nem olmaması ne kadar güzel, mutlulukla uyanıyorum.. Nil Pansiyon‘da denize karşı, iki kahvaltı yaptık ve hayran kaldık. Döndüğümde herkese anlatır oldum. O tabakları tek tek hazırlıyor Gülsel Teyze. Ne isterseniz ondan daha çok koyuyor. Kahvaltı sade ama herşey bu kadar mı lezzetli, bu kadar mı sağlıklı olur? Zaten renkleri bile ‘ben lezzetliyim’ mesajı veriyor 🙂 Bu güzel pansiyonu temizliği, mükemmel odaları, harika yemekleri, bitmesini istemeyeceğiniz kahvaltıları, huzuru ve Gülsel Teyze için gönül rahatlığı ve bütün samimiyetimle öneriyorum…. Pansiyon’da kahvaltı ve yemeklerin bir diğer güzelliği ise öyle ‘hadi bitti, hadi başladı’ saatleri yok. Tabi ki abartmamak gerekiyor onların bu esnekliğini…

Tekrar dönelim Datça’nın koylarına… Ovabükü taşlı bir sahile sahip. Biraz derin ve biz oradayken az biraz dalgalıydı.
 

Ovabükü‘nden çıkıp Palamutbükü‘ne gidene kadar pek çok küçük koy var. 



Fotoğrafta Ovabükü‘nden çıkar çıkmazki ilk virajdan Ovabükü manzarası… 

Koyların tamamında ışıl ışıl bir deniz pırıl pırıl minik taşlar… Biz hepsinde durduk şöyle bir denize girdik, kekik kokan ormanların havasını içimize çektik…

 

Strabon boşuna dememiş “Tanrı çok sevdiği kulunu uzun ömürlü olması için Datça Yarımadası’na gönderir” diye 🙂 Havası mis gibi ve deniz burada gerçekten akvaryum misali…. Zaten akvaryum adlı 2 koy var, “Büyük Akvaryum” ve “Küçük Akvaryum”. Biz Küçük Akvaryum’da durduk ama ne yazık ki rengarenk balıkların olduğu söylenen Büyük Akvaryum’a ulaşım sadece deniz yoluyla, dolayısıyla biz göremedik. Olsun, bu da güzel, bir kez daha buralara gelmek için bir sebep daha… Kenara hemen not edelim 🙂

 

Palamutbükü balık keyfi için mükemmel.. Yolunuz düşerse kendinizi bu keyiften, bu lezzetten mahrum bırakmayın… Sıra sıra balık restaurantları var kıyıda. Bizim oturduğumuz yerin adını ne yazık ki unuttuk ama hepsinin güzel olduğuna inancım tam.

                                                          
Hımmm, şöyle söyleyim biz seçim yaparken genelde en kalabalık olanını seçiyoruz 🙂

Biz burada Mercan ve kalamar yedik. Yediğim en taze kalamardı ve balık inanılmaz lezzetliydi. Mercan ilk kez yediğimiz bir balık ve çok sevdik. Bir tanesiyle ikimiz de doyduk. Harika ekmekleri vardı bu arada bayıldım 🙂 



Nerdeyse karşılaştığımız herkese kum plaj var mı diye sorduk… Palamutbükü‘nün bir ucunda güzel bir site var. Restauranttakiler oranın önündeki plajın kum olduğunu söylediler. İnandık 🙂 Çok kum gibi değil Datça’da kum denilen yerler 🙂
Zamanımız o kadar azdı ki… Sadece 4 gecede ne kadar keyifli bir tatil oldu… AkyakaDatça… Güzelim onlarca koy… Bozburun… Burada detaylı bilgiyi işte bu zaman kısıtlaması yüzünden bulamayabilirsiniz ama inanın okuduğunuzun çok çok çok daha fazlasını gittiğinizde keşfedebilirsiniz…

Palamutbükü

Tanrı gerçekten Datça Yarımadası‘na deniz ve doğa konusunda çok cömert davranmış. Heryer badem ağacı… Yol üzerinde birsürü yaşlı amca, yaşlı teyze göreceksiniz, bal-badem-zeytinyağı satan 🙂 Denizi hoş, hiç bozulmamış o güzelim koylar… Aslında, kiminle konuşursanız buraların eskiden çok daha güzel olduğundan bahsediyor. Zeytincilikle uğraşan halk evlerini pansiyona çevirmeye turizm işine girmeye başlamış. İnsanlar keşfediyorlar yani bu koyları… E o zaman siz siz olun çok vakit kaybetmeden gidin Datça’ya…

PS. : Datça’dan Mesudiye’ye minibüsler var.. Arabasız da gelseniz koylar arasında ulaşımın zor olmadığını öğrendik. Yine de arayıp bilgi almakta yarar var… 

SHARE
Previous articleBOZBURUN VE KIZKUMU
Next articleILGAZ

1 COMMENT

  1. çok güzel anlatmaşınız,bende bu yaz gitmeyi düşünüyorum.ben daha önce Adrasan'a gittim,sığ dalgasız ve berrak bir denizi var Adrasan'ın.Ovabükünün denizi nasıl,hemen derinleşiyormu,dalgalımı bu konuda yardımcı olursanız sevinirim..

  2. Teşekkür ederim :)Adrasan'ın denizi gerçekten çok güzel… Ovabükü dediğim gibi deniz anlamında bizi tatmin etmedi hatta orada hiç denize girmedik. Hem hemen derinleşiyor,hem de dalgalıydı. Bir de üstüne kirliydi. Palamut Bükü'ne doğru çok fazla küçük koy var oralarda denize girebilirsiniz 🙂 ama eğer akyaka'ya gitmediyseniz önceliğiniz Akyaka ve Akyaka'da bir tekne turu olsun derim 🙂

  3. Datça da kum ve sığ deniz arıyorsanız Karaincir sizin için ideal…Hem tesislerde mevcut..Hayıtbükü de çok güzel bence…Gabakları tavsiye ederim..Ama balığı yanlış yerde yemişsiniz…Ortam restaurantı deneyin derim gelecek sefere..Ayrıca merkezde Zekeriya Sofrası vardır..Tapılası yemekleri var. Bir de Yeşim Bar var…Limonatsını abartısız hiçbir yerde bulamazsınız..ağlayan pasta ve çökeltme kebabıyla müthiş bir üçlü oluyorlar…ama deniz taşlık..ama yine one of the best in town…

  4. Datça gerçekten çok yarım kaldı. Bir daha ki sefer daha uzun kalmayı istiyorum… ve o zaman bu dediğiniz yerleri tek tek gezeceğim 🙂 Teşekkürler!

  5. Merhabalar, Palamutbükü'nde konakladınız mı? Tavsiye edebileceginiz bir pansiyon/otel var mı?

    Teşekkürler..

  6. Merhaba,
    Biz Ovabükü'nde kaldık.. O nedenle yardımcı olamayacağım :/ Palamutbükü'nde çok sayıda pansiyon vb olduğunu biliyorum sadece…
    Ovabükü'nde kalıp bütün bükleri rahatlıkla gezebilirsiniz… ve gerçekten Nil Pansiyon dinlenmek ve keyifli zaman geçirmek için harika bir seçim… İyi tatiller dilerim 🙂

  7. Nil pansiyonu seçerken özellikle bu blogtaki yorumlar etkili olmuştu. Fakat yoğun ilgiden olsa gerek beklentimi karşılayacak nitelikten uzak verdiğiniz paranın sadece güler yüz için olduğunu öğrenince hayalkırıklığına uğruyorsunuz. Yazlıktan bozma apart adı altında sunulan ve görüntünün aksine organik olmayan temizlikten uzak bir yer. Datça esnafınında söylediği gibi artık eskisi gibi olmayan, gelen muşterinin esnafta dahil olmak üzere fiyat anlamında ne koparsak kârdır mantığının olduğu zaten coğrafi olarak uzak bir bölge için üzüntü verici. Bu yorumdan sonra bir kez daha düşünün derim.

  8. Bercam Hanım herkesin beklentisi farklı olabilir ama bizim pansiyonumuz hala aynı temizlik ve düzende devam etmektedir eğer fırsatınız olursa gelip görmenizi çok isteriz böyle bir yorumla böylesine bir yorumla bizim hakkımızdaki düşüncelerinizin değişmesi bizi çok üzer …

  9. Benim için Nil Pansiyon'un ve sizin yeriniz hep çok ayrı.. Her zaman da çok güzel anlatıyoruz sizi arkadaşlarımıza soranlara şüpheniz olmasın 🙂 Keşke fırsatımız olsada yine gelebilsek…

    Sevgiler..

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here