OLYMPOS BOZULMADAN ÖNCE

0
171
Olympos‘u ve Kadir’in Ağaç Evleri‘ni ilk olarak bir gazetenin seyahat ekinde görmüş ve bayılmıştım. Daha sonra Zeynep orada huzurlu, mutlu bir tatil yapıp, ne kadar keyifli olduğunu anlattıktan sonra düştük yollara… Tatile giderken her yol Afyon’dan geçiyor desem yalan olmaz 🙂 Afyon’da yaptığımız dillere destan kahvaltı ve haritanın yanlış yönlendirmesiyle uzayan uzayan uzayaaann yolumuz ve sonunda Olympos‘tayız. Finike tarafından gitmek yanlış tercihmiş hemen söyleyim. Otobüs ile gelmek isterseniz Kumluca kavşağında inmeniz gerekiyor. Buradan da Olympos dolmuşuna binebilirsiniz.

Anayoldan kıvrıla kıvrıla dar bir yolla iniyorsunuz Olympos‘a. Sapaktan sağa dönerseniz Adrasan tarafına, sola dönerseniz bu sevimli antik kente gelirsiniz. Kadir’in Ağaç Evleri‘nin önünde duruyoruz. Ah nasıl güzel o rengarenk ağaç evler, bungalowlar… Biz bungalow da kaldık. Odalarda tv yok, çok sade çok sıradan ama tertemiz. Klima var ya herşeye bedel 🙂

 
 
Eşyalarımızı bırakıp hemen denize gidiyoruz. Ormanın içinden, harabelerin arasından, Olympos çayının kenarından iniyorsunuz sahile. Öyle keyifli ki, Dünya’nın başka neresinde bu yaşanılabilir bilmiyorum. 

Dediğim gibi Olympos aslında Helenistik Dönem’de kurulmuş antik bir yerleşke. Öyle ki sahile inmek için bu antik alandan geçmeniz gerekiyor ve bunun için de müze karta ihtiyacınız var. Yanınızda yoksa panik olmayın oradan alabilirsiniz. Biraz tarihine bakalım; Varlığı M.Ö. II. yüzyılda bastırdığı Lykia birlik sikkelerinden anlaşılmıştır. M.Ö. 100’de birliğin önde gelen ve üç oy hakkına sahip altı şehrinden birisi olmuştur. M.Ö. I. yüzyılda Olympos’a korsanlar dadanmış, şehir korsanların yerleştiği bir yer haline gelmiştir (Ne kadar egzotik!!) M.Ö. 78’de Roma komutanı Servilius Isaurieus Olympos‘u korsanlardan temizleyerek şehri Roma topraklarına katmış. Ancak daha sonra korsanlar yine musallat olmuşlar ve kent gittikçe zayıflamış. Venedik, Ceneviz ve Rodos şövalyelerinin Akdeniz’de cirit attığı Orta Çağ’da şehir biraz hareketlenmiş ise XV. yüzyılda terk edilmiştir. 

Sahil ayaklarınıza batmayan rahatsız olmayacağınız çakıl taşları ile örtülü, deniz muhteşem. Ormanın yansımasından dolayı koyu yeşil görünümlü, durgun, berrak, serin bir suyu var… Biraz kalabalık ama haftasonları bu kalabalık katlanarak artıyor. Eskiden daha izoleymiş ne yazık ki artık keşfedilmiş. 

Açıkçası tahminimden çok daha fazla çoluk çocuklu aile vardı sahilde…. Sahile en yakın market antik kent giriş kapısından önce. Aklınızda bulundurmanızda yarar var.


Kadir’in Ağaç Evleri‘nin yemeklerine bayıldık. Çeşit çeşit ve açıkçası verdiğiniz paraya göre çok başarılı. Yemeklerinizi alıp ister masalarda isterseniz çardaklarda keyifle yiyebilirsiniz. Aynı şekilde kahvaltı da güzeldi. Hele omlet her sabah mutlulukla uyanmak için bir neden oldu bizim için! 

Olympos‘a yaklaşık 30-35 km mesafede Phaselis var.  Çok güzel bir antik liman kenti. Yine müze kart ile giriş yapılabiliyor. Çam ormanı içerisinde, ne tarafa giderseniz karşınıza denizin çıktığı, tarih kokan, zamanında burada yaşayanlara özenilesi kent 🙂 

Antik kent içerisinde denize girebileceğiniz farklı yerler bulunmakta. Mesela bir tarafta aynen Olympos‘ta olduğu gibi çakıl taşlı bir koy var ki çam ağaçları altında oturmak, inanılmaz berraklıktaki denizin tadını çıkarmak ayrı keyif. Suyun içerisinde tarihi kalıntılar olduğunu yanınızda gözlük götürseniz harika olacağını da söylemeliyim. 



Diğer tarafta ise ıssız güzel bir kumsal, sığ, berrak, ılık bir deniz… Ne diyebilirim ki… Biz tatilimiz süresince sadece birgün Olympos’ta denize gittik, diğer günler Phaselis‘teydik. Ancak söylemeliyim ki sonraki yıllarda giden arkadaşlarımızdan hep kötü yorumlar aldık. Denizin kirli olduğu, plajın çok kalabalık olduğu vb. 

Olympos etrafında gezebileceğiniz pek çok yer var. Çıralı, Adrasan Olympos‘un yanıbaşında doğa harikası huzurlu koylar. Yanartaş’a gece turları oluyor biz katılmadık. 

Olympos sahilinde, güneşin doğuşunu izlerseniz inanın hiç unutamayacağınız bir anınız olacaktır. Biz sıkı sıkı giyinip gece 3 gibi indik sahile. Önce uzandık yıldızları izledik. Etrafta gökyüzünü kirleten hiç ışık yok ve yıldızlar olduğu gibi karşınızdalar… Muhteşem! Öyle güzel öyle temiz ki gökyüzü, uyduları görebiliyorsunuz. Güneş doğarken ise onlarca insan denize girdi. Biz o soğukta cesaret edemedik 🙂 Manzaranın tadını çıkardık…



SHARE
Previous articleNAPOLI, POMPEI, SORRENTO
Next articleAKYAKA..

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here