COMO & BERGAMO

0
801
Como çok sevimli küçücük bir göl kenti. Aslında Como çok büyük bir göl ve etrafında minik minik pek çok kasaba var. Como, göle de adını veren ve bu kasabalar arasında en büyük olanı. Milano‘ya çok yakın, trenle yaklaşık 2 saat sürüyor. Trenler ana istasyon olan Milano Centrale‘den değil Cadorna‘dan kalkıyor.
Fulya ile gittiğimizde BBC’nin hava tahminlerine kesinlikle güvenmedik, “yağmurlu olacakmış, yok artık 18 oC mi? Olur mu canım öyle şey??” Çiçekli böcekli tiril tiril kıyafetlerimizi giydik, piknik hazırlığı yaptık. Neden? Çünkü güneşli bir Como Gölü kıyısı hayalimiz var, çimenlerde oturup piknik yapacağız 🙂 Hayallerimize kimse engel olamaz, BBC bile! Peki sonuç ne mi oldu? Evet manzara büyüleyici biz çok mutluyuz ama gerçekten bu kadar soğuk bir günü en son ne zaman yaşadım hatırlamıyorum. İliklerimize kadar donduk!

 

Biz kahkahalar atarak yürüken karşı caddedeki restorandan biri “Bayanlar buyrun!” diye seslendi… Oldukça uzak bir mesafede olduğumuz için konuştuklarımızı duymuş olması imkansızdı. Biz ‘Hıı?? Nerden anladı Türk olduğumuzu’ şaşkınlığı içerisinde o tarafa yöneldik. Giderken de alakasız ve anlamsız bir şekilde “Kesin Yozgatlı” muhabbeti yaptık…
O   : Hoşgeldiniz, nerelisiniz?
Biz : Ankara, Çanakkale Kayseri öyle işte… Siz?
O   : Yozgat
Biz : Puhaahhaahauah!!!
Çocuğun anlamsız bakışlarıyla sakinleştik…
Biz : Como’daki 3 Türk’ten birisiniz heralde?

O   : Como’da 3000 Türk var 

Neyse biraz çevreyle ilgili bilgi aldık, Vedalaştık. 2 adım attık, başka bir Türk, “Merhaba kızlar!” dedi. 5 adım sonra diğeri “Bir dahaki sefer bizim restorana bekleriz” dedi. Türkler her yerde!! Funicolare‘e bindik. 45 oC’lik açıyla 1000 mt yukarıya çıkıyor. Bu noktaya Brunate deniyor. Como‘ya tepeden baktık. Yürüdük ara sokaklarda. Fulya ile gittiğimizde yani ilk gidişimde açıkçası Como‘dan hiç hoşlanmamıştım ama daha sonraki bir gezide gerçekten bayıldım bu küçük göl kentine. Yeşil ve mavinin arasında minik minik birbirinden güzel evler. Funiculare ile çıktıktan sonra eğer hava güzelse (!) patika yolu takip ederek yürüyerek inebilirsiniz aşağıya. Aman maceraya atılmaya kalkmayın biz “aa burası güzelmiş şurdan inelim” dedik ormanın içinde kaybolduk 🙂 Gerek yok.

 Fulya ile gezimize dönersek, ne kadar mutlu olduğumuzu iddia etsekte soğuk ve yağmur daha fazla gezmemize izin vermiyordu ama gün de bu kadar çabuk bitemezdi… Açtık haritamızı “Nereye gitsek?” dedik… Gerard ‘Bergamo’yu mutlaka görün” demişti… Haritadan bakınca yakın görünüyor, gidelim o zaman!!!

Elimizde toplam değeri 7 euro olan Milan’a dönüş biletleri… 
İstasyon’da satacak birilerini ararken, evsiz tipli, korkunç bir çocuğun bizi takip ettiği izlenimine kapıldık… 
F : Berçem sanırım bu bize doğru geliyor….
B : Ne taraf doğru kaçalım??
O : Merhaba!!
B : Hııı????
Evet gerçekten Como’da 3000 Türk yaşıyor!

Bergamo’ya tren yokmuş, otobüsle gitmek gerekiyor. Bilet sırasında bir bayan 15.00’de kalkacağını söyledi.. Ya da biz mükemmel italyancamızla öyle anladık… “

20 dk var zaten otobüsün kalkmasına hadi binip bekleyelim”. Zaten ıslanmışız ve çok üşümüz sıcacık otobüste tam rehavete kapılmış uyuklamaya başlamışken 2 görevli geldi… 

Onlar : Napıyorsunuz siz burda?
Biz     : Bergamo’ya gideceğiz, otobüsün kalkmasını bekliyoruz…
Onlar : Bergamo’ya bu otobüs gitmiyor, gidecek olan henüz gelmedi ve gelmesine de yaklaşık 1,5 saat var, inmelisiz…
15.00 değil 16.00’ymış!!!! O fazladan 1 saat geçmek bilmedi ve İtalya’da otobüs taşımacılığı berbatmış bunu gördük, bit kadar yolu tam 4 saatte gittik….

Bergamo gerçekten görülmeye değer… Sevimli, küçük bir Lombardia kenti… Çok zamanımız olmadığı için merkezde yani Citta Bassa’da vakit kaybetmeden otobüsle Citta Alta’ya çıktık… İtalya’da şehir içi ulaşım gerçekten çok kolay, bir şehri rahat rahat gezebiliyorsunuz.

Daracık taş sokaklar, inanılmaz güzellikteki evler, çiçekler, renkler…. Berbat bir yolculukla geldik ama gerçekten değdi…  

Bergamo’nun renkleriyle elbisemin uyumuna da ayrıca bayıldım 🙂 Böyle küçük yerleşim yerleri İtalya ruhunu çok güzel yansıtıyor! Minik ama bir o kadar da şık bir restaurantda yemek yedik, şarap içtik…. Mükemmeldi!!

Dönüşte istasyonda gişeler kapalıydı… Bilet makinası da arızalıydı…. Bilet alamadık… Bilet yoksa binmeyecek değiliz heralde trene… Trende kontrol olmadı ama Lisa çok şanslı ya da çok cesur olduğumuzu söyledi çünkü böyle bir durumda yakalansak kimse bize inanmazmış ve çok ceza yermişiz….  

E o zaman bugünü gerçekten çok güzel olarak nitelendirebiliriz… 🙂

Diğer gezi yazıları için tık tık!

İTALYA

YUNANİSTAN
TÜRKİYE
ÇEK CUMHURİYETİ
 
 

FRANSA
Paris 


SHARE
Next articleCENOVA PARMA

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here